BAŞLIKSIZ

Hüzünlü yaşlıların, heyecanlı liselilerin, son teknolojiyi takip eden top sakallı ve takım elbiseli adamların, gurbete gelip geleneğinden kopamayan beyaz ve büyük dantel yazmalı kadınların, az sevdiği akrabası kanser olduğu için Yasin dağıtan kadınların yanından geçtim o gün. 65 yaşındaki Japon çiftin, işten yeni çıktığı için yorgun ama şık kadınların, balık tutanlara heyecanla yardım eden çocukların yanından geçtim.  

Hikâye yazmaya niyetlendim, sonra baktım hikâyede yerimi aradım. Kim yazıyordu bu hikâyeyi? Bu saydıklarının yanından geçip giden kızın yazacağı hikâyenin ne bir başı ne de bir sonu vardı. Belki de sadece bir hikâyeye dönüşür diye yanımdan geçen bu insanları yazmak istemiştim. Belki en başa dönüp öyle başlamalıydım yazmaya.

Tam olarak deliremediğim bir günün akşamüstüydü psikoloğa gitme kararı aldığımda. Hayatımın bu yarı insan yarı sıkıntı torbası hâlinden kurtulmam gerektiğini düşünüp bir psikolog buldum. Randevu gününe kadar kararımdan yüzlerce kez vazgeçtim, en son yine gitmeye karar verdim. Günümü âdetim olduğu üzere tekrar tekrar planladım. Önce derse girecek, ardından alışverişe gidecek, oradan da psikoloğa… Her şey planladığım gibi gidiyordu. Alışverişimi yapıp adresteki yere gittim. Saat 16.55. Tam vaktinde orada olmak için büfeden kek alıp kapının önünde yedim. Saat 16.59. Merdivenlerden çıkıp içeri girdiğimde saat 17.00’ydi. Bir form doldurduktan sonra görüşme odasına geçtik. Ayaklarımızda neden giydiğimizi bilmediğim galoşlar vardı. Kendimi, konuşmaya başlamadan önce anormal biri gibi davranmak zorunda hissettim. Loş, sarı aydınlatmalı, taba rengi koltuklar olan sakin bir odaydı. Görüşme bitti. Diğer seansa gidip gitmeyeceğimi düşünürken sahile gittim aklımın bir köşesinde yemeğe yetişir miyim telaşıyla.

Uzun süren ufuk çizgisine dalışlardan kurtulup metroya doğru yürümeye başladım. İşte tam o sırada geçtim insanların yanından. Ağır çekim bir film sahnesi gibi. Bunları yazacağımı düşünerek, kafamda dönen dünyayı taşıyarak, hikâyemi düşünerek geçtim tüm insanların yanından. Başkalarının hikâyesinin giriş cümlesindeki “Dalgın, yavaş, sakin adımlarla yürüyen genç kızların yanından geçtim.” diye yazılan genç kız bendim ya da kendi hikâyesinde yer bulamayan kız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir