BİR HİÇLİK İÇİN YAŞADIM

Annem “Sayılı nefesimiz var, ömür sandığımız kadar uzun değil.” derdi. Ben de o zamanki yaşımın aklıyla, daha fazla yaşayabilmek için nefesimi tutardım. Büyüklerin kaygısızca solumaları bana çok tuhaf gelirdi. Şimdi çocukluğumdaki kadar kıymet vermiyorum nefesime. Neyin uğruna nefes tüketmekte olduğum daha mühim bir mesele. Ne kadar vaktim kaldı bilmiyorum. Bir sonraki cümlemi tamamlamak mümkün olmayabilir. Biraz sonra alacağım nefesi koca bir sonsuzluğa bırakabilirim. Belki de bu son akşam yemeğimdir, yarıda kalacaktır bir yudumluk suyum. Belki okuduğum son şiirdir, bitirdiğim son kitaptır, yürüdüğüm son caddedir burası. Belki de son kez sayışımdır yıldızları, bilemiyorum.

Tüm bu muammaların içinde hayatıma bir son nazarı ile bakmayı seviyorum. Birisiyle son kez görüşüyorsam, kelimelerimi hatırlanmak isteyeceğim biçimde seçiyorum. İyi olana niyetlendiysem yola çıkıyorum. Dilim incitmeyecekse konuşuyorum. Bakışım soldurmayacaksa bakıyorum. Hayatıma bir son nazarı ile bakınca insan olmak için daha çok çabalıyorum. Elbette ki incitiyorum, istemeden kırıp döküyorum. Ama öylece bırakmıyorum. Bir biçimde toparlamaya çalışıyorum. Hırsım, öfkem, bencilliklerim, bütün bu manasız insan böbürlenmeleri anlamını yitiriyor. Çünkü bugün son, vakit yok, dahası yok.

“Sizi hatırlayan son kişi öldüğünde hiç doğmamış olacaksınız.” Böyle deniliyordu bir yerde. Hiçlik mertebesi kaçınılmazdı. Öyleyse kötü bir hiçlik içerisinde kıvranmayacaktım. Nefesimi hoş bir hiçlik içerisinde soluyacaktım. Dahası yoktu, ben bu kadardım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir