BÜYÜK KARA BULUT

Yaz, adada yerlinin dilini çat pat konuşabilen korkak bir mülteci gibi eşyalarını toplamış kuytu bir köşede gitmeyi bekliyor. Uğurlamaya gelen kara bulutlar sanki daha çabuk gitmesini ister gibi daha kara, daha büyük geliyorlardı denizin üstünden. Gidenin arkasından üzülmek yersiz kalır, ekmeğini denizden çıkaranlar için. Çünkü gelecek olana hazırlanmazsan giden geldiğinde sevinemezsin. Kıyıda bir telaş var. Ağlarını temizleyen balıkçılar, iskemlelerini toplayan kahveciler, ipte dizili çamaşırlarını kendilerinden beklenmeyecek hızda toplayan kadınlar var.  Her şey dünyanın hızına yetişmeye çalışırcasına telaşlı ve tedirgin. Tüm bunların arasında sanki diğer insanlarla aynı dünyada yaşamadığını düşündürecek yavaşlıkta çocuklar var. Yürüyorlar. Ne dünyanın hızı umurlarında ne de gelecek yağmurun habercisi olan kara, büyük bulutlar… Tepelerindeki kara, büyük bulutların üstlerinde yürüyorlar âdeta. Çünkü az önce başlayan yağmurda ıslanmıyorlar. Çamaşırları nefes nefese içeri götürmeye çalışan şişman kadının tiz sesiyle fark ediyorum ıslandıklarını: “Çabuk eve girin, hasta olacaksınız!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir