DERUHTE DERGİ’MİZİN 2. YILI KUTLU OLSUN

1 Haziran 2018 tarihinde siz değerli okurlarımız ile buluşan Deruhte Dergi’mizin 2. yılı kutlu olsun. Biz Deruhte Dergi’nin “Biz işin bir ucundan tutarak vicdanını rahatlatmayı başaramayanları” olarak kuruluş yıl dönümümüzü siz değerli okurlarımıza duygu ve düşüncelerimizi paylaşarak kutlamanın haklı gururunu yaşıyoruz:

-I-

Müphemdir bazı tanışmalar. Bir annenin kış gecesi yavrusunun halini merak etmesi kadar içten ve doğal, odasına gidip üzerini örtmesi kadar sessiz ilerleyen bir münasebettir bu. Onunla tanışmamız da böyle olmuştu, yani Deruhte Dergi’yle. Kısaca bahsedeyim bu serencamdan.

Sosyal medya… Kimimize göre cadı kazanı, kimimize göre güzel insanları insafsızlara yem ettiğimiz bir hipodrom meydanı. Kimimize göreyse bir inkişaf vesilesi. Geçen yıl temmuz demleriydi. Twitter’dan güzel hesapları araştırırken bir isim takıldı gözüme, Deruhte. İsmi de, cismi de garipti açıkçası. İsmini araştırdım, ağır ve derin bir kelimeydi. Anlamını sormayın, zira öyle yağma yok, araştırın. J Bu kelimenin anlamında saklı olan “çetin yolu” kendilerine yol seçen güzel insanları tanımak istedim. Eserlerini okudum, derginin ismiyle yaptığı işler birleşmiş gibiydi sanki. İlk eserimi gönderdim, elbette özgeçmiş olmadan.J Nihayetinde beklediğimden daha güzel, motive edici bir dönüş oldu. Nihayetinde buradayım, bu güzel insanların arasında. İnsana, güzele ve üzerine yemin olunan kaleme değer veren bu güzel mecranın nice senelere ulaşması dileğiyle…

Ömer Ağabey’in o güzel ezgisini yeniden hatırlamanın vaktidir şimdi. “Arif olan söylemişti, bu yol çetindir, bu yol çetindir / Gönül gönüle değince yol mu dayanır hey dost, yol mu dayanır?”

-II-

“benim gerçek yurdum Fransızcadır, ana dilimdir” diyen Albert Camus’u yâd ederek…

 “söz ola götüre başı
söz ola bitire savaşı
söz ola ağulu aşı
yağ ile bal ede bir söz” diyen Yunus’un sözün ehemmiyetini ve yüklendiği vazifeleri bilişi gibi ana dilini yurdu belleyip insanın değerlerine, sevdalarına dair kavgasını; yaşamaklığa dair aşkını yine onun ikliminde gösteren sözün evladı Deruhtemiz, onun sinesine sokulup onda beslenmeye; her gün yepyeni diyarların kaleminde hayat bularak kırk fırın ekmeğinin kırkını da farklı coğrafyalardan edinmeye, büyümeye ve yeryüzünü minik minik adımlamaya devam ediyor.

Bir yazı, bir yazı daha; yani bir adım ve işte bir adım daha… 

Onun bu büyüyüşüne şahit olan bizler Adnan Yücel’in söylediği gibi her an “yine doğumdayız işte,  yine sevinçteyiz.”

Ve sevincimiz sürecek, sözün büyüttüğü bu çocuk hayatın kalbinden tutmaya devam edinceye ve “yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!”

-III-

“Göklerin yüzü güldü mü

Dünyaya geldiğin zaman?”

Bütün Şiirleri, Sabahattin Ali

Bin şükür.

Yoğun geçen iki-üç aylık toplantı ve çalışmalarla tamamladığımız hazırlık süreci sonrasında günlerden Cuma, 1 Haziran 2018. Bayram günümüz…

“Biz bir işin bir ucundan tutarak vicdanını rahatlatmayı başaramayanlarız.” Huzura çıktık.

Gelişi güzel yaşayamayız, dünya meşgaleleriyle meşgul olup ömrümüzü heba edemeyiz. Zamanın ahirinde eli kalem tutan herkesi üstlendiğimiz bu sorumluluğa davet ediyoruz, kitabın eşiğinde, okuyarak. Deruhte Dergi, edebiyatı hakikatten uzak tutmadan bizi bizimle buluşturma gayesindedir. Kendimizi kendiliğimizle buluşturmalı, yaşadığımız asrın sırlarını keşfetmeli, edebiyatın günümüze söylediklerini dinlemeliyiz. Bugüne nasıl geldik? Bundan sonra kâğıdı hangi kelimelerle kuşatmalıyız?

Geride kalan iki yıla bakınca doğup ağladığımız, kitabın öz sütünden beslenip büyüyerek emeklediğimiz, yürümek isterken düştüğümüz, düşüp sırt üstü geldiğimiz zamanları hatırlıyorum. Elhamdülillah, emeklemeye devam ediyoruz, sütten kesilmedik. Vicdanın rehberliğinde birbirimizin kalbinden tutarak ortaya koyduğumuz her eserde gönül rahatlığına erişmek umudu ve gayretiyle çalışıyoruz. İyi ki…

Gelişin kutlu bir düğündür Deruhte’m.

Varlığın, hele ilk sayın…

İki yıllık emeğimizin ardından dünyanın

Peş peşe yaşadığı sıkıntılara rağmen, ortaya çıkışın

“Hakikatli bir dünya, sanal âlemde”

Bir bayram eşliğinde, bayram güzelliğinde

Davetin, icabetin kendisidir bayramın

Kâğıtlar fora, buyurun güverteye

Göklerin yüzünü güldürelim diye.

-IV-

Varlık adı ile yaşar. Eğer adını taşıyamıyorsa bir varlık omuzları çöker toprak üstüne ve yiter gider bu âlemden. İnsana adları öğreten Rabbimiz bize de deruhte ismini dergimize vermemizi nasip etti. Bu adın bana çağrıştırdığı pek çok şeyden biri de Mehmet Âkif Ersoy’un sözlerinde saklıdır:

“Bekayı hak tanıyan, say’i bir vazife bilir

Çalış, çalış ki beka sa’y olursa hak edilir”

Bir işin ucundan tutarak rahatlayamamak, işte deruhtenin içinde saklı olan cevher. Bunun yolunun emek harcamaktan geçtiğine ilk günden beri inanıyoruz. O halde haydi bir işi bitirince diğerine başla…

-V-

“Biz koşu bittikten sonra da koşan atlarız”

Kanaatimce, yeryüzünde edinilecek bir şiâr kalsaydı, Deruhte Dergi’nin şiârı bu olurdu. Durmaksızın, hayra, iyiliğe, güzelliğe, dostluğa, barışa; edebiyat, aşk, sevinç ve yorulmak bilmeyen gayret dolu seferi ile vazifesinin hakkını vermeye niyet eden bir dergi, Deruhte. Deruhte, manasıyla, seslenişiyle ve duruşuyla güzelliği ve iyiliği kalem vasıtasıyla deruhte eden kâğıt gemideki yolcuların dergisi. Nefesi ve seferi hep kutlu olsun.

-VI-

Deruhte Dergi bana bir çiçeği anımsatıyor. Taşları, asfaltı her şeye rağmen delip geçen bir çiçeği. Diğer çiçeklerden farklı olarak herkes onun resmini çekmeye çalışır, ona ilgi gösterir. Yol kenarında onunla nefeslenir. Yoğun yaşamın içinde bir anda etrafı, doğayı fark eder bu çiçek vesilesiyle insan ve yoluna tazelenmiş bir şekilde devam eder. Bu nedenle diğerlerine göre biraz daha özeldir.

Deruhte Dergi, yoğun yaşamın içerisinde durup soluklandığım bir yer benim. Kısa süreliğine de olsa hayat meşgalelerini unutturan yol kenarındaki bir çiçek.

Her biri birbirinden güzel yazılarla kendini günden güne zenginleştiren ve büyüyen dergimizin yolu uzun, okuyucusu bol olsun inşallah. Nice senelere!

-VII-

Elbette yazmak, edebiyat her daim içimizdeydi. Fakat Deruhte Dergi ile birlikte yazmanın benim için bir hayalden öte ödev olduğunun farkına vardım. Ta ilk gün sözleştiğimiz üzere Deruhte’yi sadece bir dergiden ziyade bir kürsü, bir mektep olarak kabullendik. Çıktığımız bu yolda hem sorumluluklarımızı deruhte ettik hem de yazmaya gayret gösterdik. Şimdiyse bu yolculukta iki koca seneyi geride bıraktık. Şöyle soluklanmak için geriye dönüp bakınca “İyi ki” demekten başka bir şey tam olarak anlatamıyor hissettiklerimi. Nice iyi ki’li yıllara…

-VIII-

Uzun bir yol var önümüzde. Geçtiğimiz yerlere tohumlar ekmekse bizlerin elinde. İnsanın yaşamında kendine amaç edindiği, uğruna emek verdiği, ucundan tutmaya çabaladığı bir derdi olmalı mutlaka. Hiç emek harcamadan, aklımıza estiği gibi oynadığımız için hep kaybederiz diyor, Dostoyevski kitabında. Öyleyse kazananlardan olmak için, derdimize dönmek için emek vermeli, deruhte etmeliyiz.

İşte Deruhte Dergi de benim için bu yolun güzelleştiği, anlam kazandığı ve emeğin öneminin anlaşıldığı bir yuva.

-IX-

İlk olarak derginin 2. Yılını tebrik ederek başlamak istiyorum. Allah’ın izniyle çıkılan bu serüvenin emek ve çalışmayla birlikte daha iyi ve güzel yerlere gelinmesini temenni ediyorum. Bir sualle birlikte esin kaynağı olan benzetmeyle özetlersek yazımızı insanoğlunun yolculuklar sırasında soluklanmak için durakladığı kervansarayları, bugünkü adıyla dinlenme tesislerini bilirsiniz. Yolculuklarında buralarda vasıtalarından inip, yürüyüp dinledikleri, nefes aldıkları, enerji topladıkları ve ihtiyaçlarını giderdikleri bu mekânları Deruhte Dergi’ye benzetsek yeridir. Günlük koşuşturmacanın içinde güzel yazılarla dinlenebileceğiniz yorgunluğunuz atabileceğiniz bir yer gibi biraz da. Hâsılı yorgunlukları hafifletebilecek, dinlendirecek yeni fikir ve enerji verebilecek güzel işler yapmak temennisi ile…

DERUHTE DERGİ’MİZİN 2. YILI KUTLU OLSUN” için 4 yorum

  • 2 Haziran 2020 tarihinde, saat 02:34
    Permalink

    Merhabalar,
    Öncelikle hepinizi tebrik ederim koskoca dolu dolu iki yılınızı. Ve daha nice ‘iyi ki’li yıllar dilerim tüm dergi ekibinize. Bir işin ucundan tutmak için çıktığınız bu yolda her geçen gün gelişerek büyüyerek ilerlemenizi gönülden isterim. Ve naçizane ufak bir fikir danışmak/sunmak isterim siz değerli dergi ekibine;
    Eğer mümkünse yazı ve şiirlerinizi sesli olarak da sitenize yükleyebilir misiniz?
    Sizin gibi edebiyata gönül vermiş insanlar eminim ki güzel şiirler okuyordur. Onları bizler de duymak isteriz. Ne hoş olur. Ve aslında bu bir zevk olmaktan ziyade şöyle bir ihtiyaç; görmeyen arkadaşlarımız yazıyı ‘ekran okuyucu‘ programlarından dinlemek yerine sizin okuyuşunuzla dinler yazı ve şiirlerinizi. Sizin vurgularınızla. Sizin hislerinizle. Bu konuda da çalışmanızın olmasını gönülden isterim.
    Bu konuda olumlu veya olumsuz görüşlerinizi içeren bir dönüş yapar bilgilendirirseniz çok sevinirim.
    Teşekkürler
    Mensure

    Yanıtla
    • 2 Haziran 2020 tarihinde, saat 13:45
      Permalink

      Merhabalar efendim,
      Söylemiş olduğunuz fikri bir süredir üzerinde bir süredir ekipçe konuşuyoruz. Sizin talebiniz ile bu fikrimiz daha da perçinleşmiş oldu. Öneriniz için çok teşekkür ederiz.

      Yanıtla
  • 3 Haziran 2020 tarihinde, saat 04:47
    Permalink

    Çok teşekkür ederiz Deruhte ekibi, çok sevindik.
    Sağolun varolun yolunuz açık olsun her daim.

    Yanıtla
  • 21 Haziran 2020 tarihinde, saat 22:05
    Permalink

    https://youtu.be/akykHnqUivg

    Çalışmalarınız son hız devam ediyor. Mutlulukla takip ediyoruz. Çok teşekkürler Deruhte ekibi.
    Yolunuz açık olsun
    Allah utandırmasın

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir