EVET, DÜNYA!

Hayri, dünyaya bir sıfır önde gözlerini açtı.
Evet bir sıfır önde. Hayri, tam teşekküllü hastanenin en profesyonel doğum uzmanı doktorlarının gözetiminde olumsuz bir duruma sebebiyet vermemek adına en ince ayrıntıları hesap edilerek doğumu başarıyla gerçekleşti. Hayri, bir ailenin tek evladı, zengin-varlıklı ailenin biricik evladı olması nedeniyle bir sıfır değil on sıfır öndeydi akranlarından. Hayri, dünyaya gözlerini açtığında bütün bunlardan habersiz ve dünyanın cennetten farkını hesap etmeye yeni başlamış konumda gözlerini yavaş yavaş açmaya çalışırken anne Ferhunde Hanım ve baba Ali Bey sevinçlerinden dört köşe olmuşlardı bile. Dünyanın bütün sabahlarını ve akşamlarını hakkıyla yaşamaya niyet eden bir uyanmak değildi belki. Ama Hayri’nin dünyaya düşmüş olmanın vermiş olduğu sızısı ağlamasından belliydi. Ağlayışlara mukabil anne ve babanın ihtiras dolu gülüşleri Hayri’nin gül yüzünde dolaştırılmıştı. Oysa dünyanın henüz adı koyulmamış garip ailelerin çocukları da doğuyordu hemen her gün. Hayri, doğumunun ilk günü bunu elbette bilmiyordu, bilmesi beklenemezdi de. Hayri, dünyaya gözlerini açtığında dünyanın içindeki yerini, annesi ve babasından başka çok iyi bilen biri daha yoktu çünkü.
Hayri, tüm çocukların ve kendisinin ötesinde bir çığlığın ilk tınısını öğrendi. Bütün ağlamaklıklar dünyada eşittir ve hüzün hep karadır, düşüncesini daha öğrenmedi ama yaşıyordu işte. Bütün aile doğumun olduğu hastanede ve bütün gözlerin odağı Hayri, herkese bir ağlamaklıkla cevap veriyordu. Doktor, aile, akrabalar ve diğer hastane çalışanları da hemen herkes Hayri’yi çok sevdiler. Hayri, dünyanın henüz ağlamaklı dosyasını açtığı için şimdilik sulu bir sevginin eşiğinde onları selamlıyordu. Her selamlayışın bir öğreti olduğunu ve ağlamanın dünyaya düşmüşlükle bir bağlantısının varlığını Hayri bize oracıkta öğretmişti tüm çocuklar gibi.
Bir parantez; henüz adı koyulmamış garip çocuklar ve savaşın eşiğindeki doğan çocukların ağlayışları aynı değildir Hayri’nin ağlayışlarıyla. O çocukların ağlayışlarında bizim henüz duyamadığımız nice çığlıklar gizli ve biz bunu gaflet dinleyişiyle duy(a)muyoruz.

Deruhte Dergi

Deruhte Dergi, kendini içinde bulunduğu işin tamamından mesul görenlerden oluşur. Biz işin bir ucundan tutarak vicdanını rahatlatmayı başaramayanlarız. Edebiyatı umut ve kaygı ile seyrediyor ve bu kaygının diri tutulmasını umudumuz adına önemsiyoruz. Yazmayı salt ‘vakit öldürme aracı’ veya piyasaya(!) ürün sunma imkânı olarak görmemekte ısrar ediyoruz. Deruhte Dergi ekibi, ismiyle müsemma olmayı en büyük paye kabul eder.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir