FELSEFE ÖĞRETİMİNDE HİKÂYENİN ROLÜ: MUSTAFA KUTLU ÖRNEĞİ

-Mustafa Kutlu’nun Hayatı ve Eserleri-

6 Mart 1947 yılında Erzincan’ın İliç ilçesinde doğan Mustafa Kutlu, çocukluk yıllarını babasının işi dolayısıyla farklı şehirlerde geçer. İlk ve orta öğretimini Erzincan’da tamamladıktan sonra, resme olan ilgisi dolayısıyla Erzurum Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne kaydolur. Aynı dönemde babası vefat eder. 1968 yılında mezun olduğu okulda(1) Orhan Okay, Kaya Bilgegil, Niyazı Akı, Selahattin Olcay gibi önemli simalarla ve Meddah Behçet Efendi, İsmail Usta gibi halk kültürünün temsilciliğini yapan isimlerle tanışır. Erzurum ve üniversite hayatı, Kutlu’nun edebî dünyasının şekillenmesinde önemli bir rol oynar.(2)

Erzurum Halkevi’nde arkadaşlarıyla birlikte açtığı resim sergisi, Orhan Okay’ın ilgisini çeker ve bu ilgi, Kutlu’nun Hareket Dergisi’yle tanışmasına vesile olur. Hareket Dergisi’nin 28. sayısının kapağı, Mustafa Kutlu’nun gönderdiği desen olur. Buradan sonra Mustafa Kutlu için Hareket Dergisi, Nurettin Topçu’yla birlikte Kutlu’nun özellikle fikir dünyasını şekillendirmeye başlar. İlk hikâyesi de derginin 29. sayısında yayımlanır.

Eşi Sevgi Hanım’la, 1969 yılında Erzincan’da evlenir. Devamında Tunceli’de öğretmenlik hayatına adım atar. 1972 yılında Vefa Poyraz Lisesi’ne tayin olduktan sonra kesintisiz bir şekilde İstanbul’a yerleşir. 1974 yılında öğretmenliği bıraktıktan sonra Hareket Dergisi’nde çalışmaya başlar. 1976-1982 yılları arasında hareketli bir çalışma hayatı geçirir. 1976 yılında Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi’nin yayın kuralında görev alırken 1979-1982 yılları arasında Hareket Dergisi’nin yazı işleri müdürlüğü yapar.

Ya Tahammül Ya Sefer adlı eseriyle 1983 yılında Türkiye Yazarlar Birliği tarafından Yılın Hikâyecisi ödülünü kazandı. Kurtar Beni filminin senaryosunu 1987 yılında Halit Refik ile beraber yazdı. Aynı yıl içerisinde Ömer Seyfettin’in Yalnız Efe hikâyesini senaryolaştırdı. Halen yazılarına devam ettiği Yeni Şafak gazetesine 1995 yılında yazılar yazmaya başladı. 1997 yılında yine Türkiye Yazarlar Birliği tarafından Dergâh dergisi münasebetiyle En İyi Dergi Yönetimi ödülünü aldı. Uzun Hikâye adlı eseri, Osman Sınav tarafından 2012 yılında sinemaya aktarıldı. Son olarak 2016 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Necip Fazıl Saygı Ödülü ve Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldü.(3)

1970 yılında yazdığı Ortadaki Adam ve 1974 yılında yazdığı Gönül İşi kitaplarının ardından 1980 sonrası Türk Hikâyeciliğine yeni bir soluk getiren Mustafa Kutlu, araştırmacılar tarafından “Beşleme” olarak tarif edilen Yokuşa Akan Sular (1979), Yoksulluk İçimizde (1981), Ya Tahammül Ya Sefer (1983), Bu Böyledir (1987) ve Sır (1990) adlı hikâyeleriyle kendi üslubunu yakalar. Bu Beşleme’de genel olarak köyden kente göçü, bu göç sonrası şehirleşmeyi, şehirdeki düzeni ele alır. Aynı şekilde şehirdeki taşralıları nasıl bir hayatın beklediğini ve yarınlarını ortaya koyar.

Beşleme’nin ardından Arkakapak Yazıları’nda (1995) Dergâh dergisindeki deneme türüne yakın olan yazılarını bir araya getirir. Hüzün ve Tesadüf (1999), yine Dergâh dergisinde yayımlanan 16 hikayesinin toplandığı bir kitabıdır. Akasya ve Mandolin’de (1999) ise İstanbul’u, şehir hayatındaki yozlaşmaları, göç sonrası yaşanan olumsuzlukları ele alır. Onun en meşhur kitaplarından olan Uzun Hikâye (2000), Kutlu’nun hayatından da kesitler sunar. Burada ifade etmek istediği en önemli şey, mekânsızlığın felsefesidir. Beyhude Ömrüm’de (2001), tabiat ve toprağa bağlılıktan bahseder. Mavi Kuş’ta (2002), çoğu hizmetten mahrum olan bir kasabanın durumunu anlatır. Tufandan Önce (2003) ise siyaset konusunda yazdığı bir eserdir ve makam-mevki hırsını ele alır. Rüzgârlı Pazar (2004), Kutlu’nun doğrudan yoksulluğu ele aldığı kitaplarındandır.

Söyleşi kitabı olan Yoksulluk Kitabı (2004), yine Kutlu’nun yoksulluğu eleştirdiği bir kitabıdır. Devamında yazdığı Chef (2005), Menekşeli Mektup (2006), Kapıları Açmak (2007), Huzursuz Bacak (2008), Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı (2009), Zafer Yahut Hiç (2010), Hayat Güzeldir (2011), Anadolu Yakası (2012), Sıradışı Bir Ödül Töreni (2013), Nur (2014), Vatan Yahut İnternet (2014), Dem Bu Demdir (2014), Vitrinde Olmak (2015), Tirende Bir Keman (2015), Hesap Günü (2015), Bir Demet İstanbul (2016), İyiler Ölmez (2016), İlmihal Yahut Arzuhal (2018) adlı eserlerinde, Kutlu’nun klasik üslubunu ve dünya görüşünü yoğun bir şekilde görmekteyiz. Son üç yıl içerisinde deTarla Kuşunun Sesi (2017), Sevincini Bulmak (2018), Fırtınayı Kucaklamak (2019), Kalbin Sesi (2019), Kalbin Sesi İle Toprağa Dönüş (2020), Akıntıya Karşı (2021) adlı eserleri yazarak yayın hayatına devam etmektedir.

NOTLAR

1-Kemal Aykut, Nusret Özcan, Mustafa Kutlu Kitabı, Samsun: Nehir Yay., 2001, s..

2-Necati Tonga, Mustafa Kutlu ve Yoksulluk İçimizde, Ankara: Akçağ Yay., 2005, s..

3-Mustafa Kutlu Edebiyatta 50. Yıl 2018 Ajandası, haz. H. Salih Zengin, İstanbul: Dergâh Yay., 2018.

Deruhte Dergi

Deruhte Dergi, kendini içinde bulunduğu işin tamamından mesul görenlerden oluşur. Biz işin bir ucundan tutarak vicdanını rahatlatmayı başaramayanlarız. Edebiyatı umut ve kaygı ile seyrediyor ve bu kaygının diri tutulmasını umudumuz adına önemsiyoruz. Yazmayı salt ‘vakit öldürme aracı’ veya piyasaya(!) ürün sunma imkânı olarak görmemekte ısrar ediyoruz. Deruhte Dergi ekibi, ismiyle müsemma olmayı en büyük paye kabul eder.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir