GECE

Sobanın üstünde kaynayan nohut yemeğimin pişmesine az kalmıştı. Oğlum Âlim bakkala içecek almaya gitmiş, kızım Âlime salata yapıyordu. Ailecek hazırlanıyorduk, sanki ilk kez buluşacakmış gibi, haftanın iki üç günü birlikte oturup kalktığımızı unuturcasına… Akşam yemeğinde komşumuz Kerime Hanım ve ailesi bizimleydi. Bu kışın soğuk geçeceğini haberlerde duyan Kerime Hanım, soğukluk insanın içinde olmasın ama dışarda çalışanlar için zor deyip muhabbeti havadan başlatmıştı. Havadan sudan bahsetmekte kıymetli aslında. Komşuluk sırf bunun için dahi iyi ki var dedim içimden. Sobanın üzerinde ne pişse tadı başka oluyor dedi Kerime Hanım’ın eşi, sabırla pişiyor çünkü diyerek ekledi sonra, hepimiz onaylayarak yemeğe devam ettik. Yemekten sonra Kerime Hanım’ın eşi evlerine dinlenmeye geçmiş, Âlim ve arkadaşı boyama defterleriyle yan odaya gitmiş, Âlime ve arkadaşı ise kız kıza sohbet etmek için yanımızdan ayrılmıştı. Büyüklerin sohbeti sıkıcı geliyor bu zamanda çocuklara, eskiden de bu böyle miydi? Eskiden demişken biz nasıldık diye düşünmeye başlamıştım ancak eşim vefat ettikten sonra anılarıma tüm kapılarımı kapatmış olduğum hatırıma düştü. El işi yaptığım örneklerimi gösterdim Kerime Hanıma, aramızda böyle bir yarış vardı. Kazancım çok değildi ama çocuklarıma bakmam için vesileydi, bir de eşimden aldığım ölüm aylığı var, O’nu hep hatırlatan.  Akşam mesaisi yaptık birazcık Kerime Hanım ile anlayacağınız. Ne güzel bir akşamdı. Sanki üç günlük yola gidecekmiş gibi vedalaştık komşumla, Âlim arkadaşı gitmesin diye ağlamaya başladı ancak ayrılıklarda sevdaya dâhil değil mi? Oğlumun bu durumu bu yaşlarda tecrübe ediniyor olmasına hangi duyguyla tepki vermeliydim? Yarın yine oynarsınız diyerek ikna ettik. Babasının gidişini değil varlığını bile hatırlamıyor yetimim. Arkadaşının gidişi daha çok etkiliyor olmalı bu sebeple. Yer yatağını serdim, bir masal başlattım, okudum, okuttum çocuklarımı, bildikleri dualarla uyuttum. Şükürle uyudum. Çok geçmedi, her gece gördüğüm eşimi göremeden rüyamda, damdaki hayvanlar ses etmeye başladı. Bu saatte böyle rahatsız edilir mi insan, hele Âlim uyanırsa! Uykusu bölündüğünde nasılda huysuzlanır oğlum, bir bilseler sokaktaki köpekler, damdaki inekler… Uykudan uyandım, başım döndü bir anda. Su almak için kalkmaya yeltendim, gece lambası söndü. Sonra bir kez daha… Bu sallantı, dışardan gelen bir bağırış sesi; Emine, Âlim, Âlime… Ayağa kalktım, telaşla çocuklarımın odasına gitmek istedim, Âlim’in anne diyerek ağlayışı kulaklarımda, Âlime’nin sesini duymadım. Sonra, sonrasını hatırlamıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir