HACEL OBASINI ENGİN Mİ SANDIN?

Trt repertuarına göre Sivas- Şarkışla yöresine ait olan “Hacel Obası” isimli türkünün hikayesini, derleyicisi İhsan Öztürk bir radyo programında anlatmıştı, uzun zaman önce yayınlanan programı ben de canlı dinlemiştim. Programın bir kaydını veya türkünün hikayesini -farklı şekillerde anlatılan hikayeleri mevcut- hiçbir yerde bulamadığım için hatırladığım kadarıyla sizlere anlatmak istedim. Bazı bilgiler hatalı verilmiş olma ihtimali olduğu gibi, eksik de kalabilir. Türkünün sözlerinin 12-13 kıtaya kadar uzadığını belirten İhsan Öztürk, hikayeyi anlatırken adı geçen kişilerle bizzat tanıştığını söyler, üstelik bu isimleri soyadlarıyla beraber zikreder. Fakat ben isimleri dahi zor hatırlayabildim. İhsan Öztürk’ün anlattıklarını aklımda kalan şekliyle aktarayım:

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Şarkışla’da Mustafa adında bir delikanlı ile Ayşe isminde bir genç kız birbirlerine sevdalanmışlar. Yine o dönemde Şarkışla’nın köylerinden, gariban bir ailenin evladı, Nevzat adında bir oğlan askeri okulu kazanmış. Okuldan verilen potinleri giyerek bir kaç sever Şarkışla’nın içerisinden geçmiş. Mustafa’nın sevdalası Ayşe de bir gün akranı kızlarla otururken Nevzat’ın kim olduğunu soruvermiş. O sormuş sormasına da, bunu duyanlar Ayşe’nin gönlünün Nevzat’a kaydığını sanmışlar. Bu dedikodu bir şekilde Mustafa’nın kulağına kadar ulaşmış.

Genç aşık Mustafa, Ayşesinin kendinden geçtiğini duyunca kahrolmuş. Bu türküyü yakmış.

Hacel obasını engin mi sandın?

Ayağında potin, zengin mi sandın?

Her olur olmazı dengin mi sandın?

Ay da geçti göremedim yar seni.

Tren gelir acı acı seslenir,

Yağmur yağar çift entere ıslanır,

Analığın duyar sana herslenir,

Ay da geçti göremedim yar seni.

Suya gider bir incecik yolu var,

Sıktırmış kemeri ince beli var,

Söylerim söylemez tatlı dili var,

Ay da geçti göremedim yar seni.

Kaynak kişi-Derleyen: İhsan Öztürk

Yorum: Senem Akdemir- İhsan Öztürk

Deruhte Dergi

Deruhte Dergi, kendini içinde bulunduğu işin tamamından mesul görenlerden oluşur. Biz işin bir ucundan tutarak vicdanını rahatlatmayı başaramayanlarız. Edebiyatı umut ve kaygı ile seyrediyor ve bu kaygının diri tutulmasını umudumuz adına önemsiyoruz. Yazmayı salt ‘vakit öldürme aracı’ veya piyasaya(!) ürün sunma imkânı olarak görmemekte ısrar ediyoruz. Deruhte Dergi ekibi, ismiyle müsemma olmayı en büyük paye kabul eder.

One thought on “HACEL OBASINI ENGİN Mİ SANDIN?

  • 20 Mayıs 2021 tarihinde, saat 00:57
    Permalink

    Kırıkkale ilinin Keskin ilçesinde Küçük ceceli köyünde, 1960 lı yıllarda halam (babamın ablası bibi) aynı köyde bulunan Dağıstan la birbirlerine sevdalanırlar, bu sevda bütün köyün dilindedir. Dağıstan’ın üvey annesi vardır, halam istemeye gelmelerini beklerken birde köylülerden öğrenirki üvey anne kendi ayağıyla gelsin seviyorsa der , birde gidip onumu isteyeceğiz der, bunu öğrenen halam çok öfkelenir ve yine köy halkından Ferit isimli bi genç ile sözlenir, o gece Dağıstan’ın halama sevdalı olduğunu bilen köy halkı Dağıstan’ın bu sözden haberi olmaması için dağa odunaa gönderirler. Köyümüzün örf adet gereği kızın sözünün verildiği evden kızın erkek kardeşleri evin avlusundan havaya 3 el ateş ederler. Ve babam halam verilince avluda ateş eder, dağda odun kesen Dağıstan halamların evinden ateş edildiğini anlar. Orada ılık ılık içine bişey aktığını içinin yandığını bizzat söyler ve koşarak köye gelir. Sevdiği kızın ferit ile sözlendiğini öğrenir. Aşkın ve ayrılığın acısıyla deli divane olan dağıstan aşık olup şiirler sazlar türküler yakıp ağlamaktadır. Bir haftaya kalmaz hastalanır. Şehre hastaneye götürdüklerinde köy dilin de ince sızı dedikleri VEREM olduğunu öğrenir. Köyde kara sevdaya yakalandığını herkes bilir. Sevdiği kız çok pişmandır fakat töreler gereği verdiği sözden dönemez. Gizli gizli dağıstan için ağlar. Doktorlar sayılı günü kalan dağıstan’ı evine yollar. Tüm köy dağıstan ın sayılı günü kaldığını bilir, dağıstan ölmeden önce halamın bir kıyafetini ister ve dağıstanın teyzesi halamın bir kıyafetini gizlice getirir. Halamın kıyafetını kokladığı gecenin sabahında dağıstan ölür. Bu trajik hikayenin sonunda Dağıstan dayısına radyoya vermesi için birkaç dörtlük verir. Dayısı dağıstan öldükten sonra Ankara Radyosuna gelir ve bu dizeleri radyodan birilerine verir. Hacel obasında geçen dizeler Anonimleşmiş bazı sözler zamanla değişime uğramış olup halama yaktığı ağıtlardır. Şimdi size aşağıda bir kıtasını yakacağım ağıt orijinal ilk kıtasıdır. Ağıttan anlayacağınız şekilde halamın adı DÖNÜŞ tür. Beyaz tenli güzel bir kızdır.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir