HASAN SÖYLEMEZ VE TENERE

Hasan Söylemez, dünya gündeminin sıcak kalbinde atan damarlardan biriydi, yani gazeteciydi. Vakit odur ki çok bunalmış ve nesi var nesi yoksa bırakmış, tüm parasını da çocuklara dağıtmıştı. Bir Temmuz güneşinde yola düşmüştü. Ona yoldaş bir bisikleti bir de kocaman yüreği vardı. Bir seneden az bir sürede ülkemizin pek çok bölgesine gitmiş ve Türkiye haritasını pedallarında nakış nakış işlemişti.

Normal hayat dediğimiz bir kent yoğunluğunun içerisindeydi Hasan Söylemez. Fakat kent bize ağır bir şey veriyordu: bunalım. O da bunalımdan kaçmaya ve değişime ihtiyacı olduğuna inanmış ve kent yaşamının insanda sirayet eden güç ve para sevdasından uzaklaşma dirayeti göstermişti. Söylemez’in değişim sancısı bundan yaklaşık on sene önce yola düşmüştü.

Yürümenin Felsefesi hakkındaki yazılarımızı okuyanlar bilir, bu felsefeye inananların her biri çok az şeyle yetinmesini bilmişlerdir. Kimisi ayakkabıyı dahi çok görmüştür. Kimisi de bir tası. Hasan Söylemez’de bir röportajında bunu şöyle dile getiriyor: “Bisiklet, dünyanın en en masum ulaşım aracı. Çok ucuz, sağlıklı ve çevreci. Doğaya hiçbir zararı olmaz. Bisiklet, uzun yollarda insanlarla ve kendimizle tanışmamızı sağlar. En yakın arkadaştır. Tek kişiliktir, pedal döndükçe çok kişilik olur, isyandır, özgürlüktür, huzurdur, mutluluktur. Aylarca ruhumdaki yaraları bantlaya bantlaya yol aldım. Huzurluydum. Doğada pazartesi yoktu.

Anadolumuz’un her bir köşesinde ayrı bir renk vardır. O renklere şahitlik etmişti Hasan Söylemez. Her yerde içtiğin suyun tadına varmış, her oturduğu sofrada ayrı bir berekete tanıklık etmişti. Ruhun huzurlu olduğunda fiziksel rahatsızlıkların anlamının kalmadığını görmüştü. Söylemez bu yolculuğunu Nisan 2015’te “Hayat Yolculuk: Bir Bisiklet, Sıfır Lira, Sekiz Ay, On Bin Kilometre” kitabıyla paylaşmıştı. Ve yaşam devam ederken serüvenini http://www.hasansoylemez.com’da yayımlamaya devam etmektedir.

Hasan Söylemez on yıl önce çıktığı yola 2019 yılında Afrika’yı da ekleyerek “Tenere” belgeselini hazırlamıştı. O, eşsiz çöllere dalmış ve zorlu yollarda insanların yaşamlarına eklemişti yaşamını. Çöllerin Çölü’nde yolculuk ediyordu. Çünkü çöl, insanları birbirine eşitliyordu. Bu yaşamları paylaşması Amerikalı sinemacıların dikkatini çekmiş ve kendisini Amerika’ya davet etmişlerdir. Onun on yıl önce başladığı yolculuğu hayranlıkla takip ediyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir