HEP BİR ŞEYLER EKSİK

Kırk dakika süren yolculuğun ardından Şekereoba tabelası göründü. Aktolgalı -beyaz Broadway- ile birlikte başkan dedemin evindeyiz. Hava her zamanki gibi güneşli. Güneşin kocaman gülümsemesi evin meyve ağaçlarıyla olan bahçesini tüm içtenliği ile ısıtıyordu. Merdivenlerden çıkarken başparmağımı kısıktıran demir kapıyla baş başa kaldım. O an hesap sormak istedim. Fakat o gücü kendimde bulamıyordum ve hemencecik affettim. Evet, çocukluğumun geçtiği evdeyim. Bir an için affettiğim demir kapıdan içeri adım atıyorum. Güneşin tüm içtenliğine rağmen evin duvarları üşümüş, renkleri solmuş, bir hüzün çökmüştü. Geçmiş peşimi bırakmıyordu. Gözlerim doldu. Burada yaşanılanlar, nenemin ölüm döşeğindeki çaresizliği, kalabalık bir bir canlandı gözümde. Neyse ki gözyaşlarımı eski zamanın en kaliteli halısına düşmeden ürkekçe sildim. Ayaklarım beni direk misafir odasına götürdü. Dedeme ait cam bölmeli dolabın karşısında durdum bir süre. Ne de çok karıştırmak isterdik küçükken. Bunları düşünürken ela ve buğulu gözlerim dolabın yanındaki vitrine ilişiyor. Gençken çekilen fotoğraflara, alınan plaketlere, nenemle birlikte gittikleri yerlerden getirilen hatıralara… Gözlerimdeki buğu bu sefer yalnızlığı fırsat bilip yerini bir şeyler anlatmak isteyen damlacıklara bırakıyordu.

Etrafa bakınıyorum. Her şey aynıydı. Mutfaktaki sayılı bardaklar, yatak odasındaki demir karyola, yüklükteki yataklar ve para kasası. Hepsi yerli yerindeydi. Tek bir eksiğimiz vardı. Dedemin kıymetlisi. Şimdi yüzleşiyordum bu soğuk duvarlarla, rengi solmuş boyalarla, hatırlandıkça düşen dertli gözyaşlarıyla. Hepimiz nedenini daha iyi anlıyorduk. Çünkü evin sıcaklığı gitmişti. GÜLEP ailesinin baş tacı, misafiri asla aç göndermeyen gönlü geniş hanımefendi, sekiz çocuk annesi SULTAN’ımız gitmişti. Bayram günü yenilen yemeklerin samimiyeti, sofraya konulan kaşık sayısı, dedemin dizinin dibi aynı olmayacaktı.

Gece bizdeki burukluğu anlamış olmalı ki tüm siyahlığı ile üzerimize çöktü. Herkes yerlerine yattı. Bende yatağıma uzandım. En güzel hatıramızı canlandırmak için zihnim harekete geçmişti. Sahnede oyuncular hazırlıklarını yapıyor, kelimeler cümlelere kaçıyordu. İzleyiciler hazırdı. Ve ışık… Soğuk bir kış günüydü. Nenem ve dedem bize gelmişlerdi. Günümüzü güzelce geçirmiş ve günün sonuna gelmiştik. En güzel çarşaflar ve yastıklar onlar için yerlerini almıştı bile. O sırada annem nenemi banyo yaptırmış. Bizim odaya geldiler. Nenemin kınalı saçlarını ördük, buruşmuş, kahverengi lekeli ellerini kremledik ve o minyon bedeniyle taşıdığı fistanına gül kolonyası sıktık. Başına da beyaz şeşini örttük. Nenemin bu ilgi hoşuna gitmiş olmalı ki çocuklar gibi şen idi. Birden ayaklandı ve dedemin olduğu odaya gitti. Nenem, yatağında uzanan dedeme unutamayacağımız şu sözleri söyledi: ”Gocaaa kalksana beni sana gelin getirdiler.” diyordu. Bir yandan da takma dişleri eşliğinde kıkır kıkır gülüyordu. Salona bakıyorum tüm seyirci ayakta alkışlıyor. Ben gözyaşlarımı tutamıyorum. Oyun bitmişti. Yaşamımın en yıldızlı sayfasıydı o gün. Nenemin en ışıltılı resmiydi o anki gülümsemesi. Şu anın en zor yutkunuşuydu. Durmak bilmeyen gözyaşlarımdı.

Artık nenem gibi kokmayan bu ev bize ne kadar yetebilirdi? Bizi ne kadar sıcak karşılayabilirdi? Bizi nasıl bir arada tutabilirdi? Hepimiz daha iyi anlıyorduk annesiz bir evin hâlini.

Deruhte Dergi

Deruhte Dergi, kendini içinde bulunduğu işin tamamından mesul görenlerden oluşur. Biz işin bir ucundan tutarak vicdanını rahatlatmayı başaramayanlarız. Edebiyatı umut ve kaygı ile seyrediyor ve bu kaygının diri tutulmasını umudumuz adına önemsiyoruz. Yazmayı salt ‘vakit öldürme aracı’ veya piyasaya(!) ürün sunma imkânı olarak görmemekte ısrar ediyoruz. Deruhte Dergi ekibi, ismiyle müsemma olmayı en büyük paye kabul eder.

2 thoughts on “HEP BİR ŞEYLER EKSİK

  • 7 Mart 2021 tarihinde, saat 21:23
    Permalink

    Maşallah harika bir yazı olmuş. Eline sağlık Sümeyye.
    Yiğit namıyla anılır demişti bir zamanlar büyüklerin. Gerçekten yiğit insanların yeri dolmuyor.
    Başarılar diliyoruz

    Yanıtla
  • 25 Mart 2021 tarihinde, saat 13:45
    Permalink

    Bizi bu güzel anı ile buluşturdunuz için teşekkür ederiz.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir