HER GELEN ESKİYE EKLENİR

Kitaplardan bahsedeceğiz, şöyle matbaadan çıkıp raflarınızda yerini alan kitaplar… Kitapseverler için bu anın ne ifade ettiğini az buçuk tahmin edebiliyorum. Her gelenin eskiye eklendiği müthiş bir dünya kütüphaneler dünyasını. Bibliyofil[1]’de olsan Bibliyoman[2]’da olsan fark etmez, gelenin gelmiş olana eklendiği bu güzel dünyada zaman üstü yaşayan insanlara şahit olmak gibisi yok.

Kitaplar okunduğu sürece, hakkını verdiğinde yani kitaptır. Sık sık örnek verilir, Kur’an-ı Kerim evimizin başköşesinde durur fakat ona saygıdan daha fazlası verilmez, hep orada tozlanıp durur. Kitap, hele ki Kur’an başköşemizde olmadığı sürece tahayyülümüz akamete uğramış demektir. Dili lâl olan, gözleri âmâ olan, kulakları işitmeyen insan olmak… Okumayan insanın tarifi budur. Okuyan insana gelince ondan bir tekâmül ve iptilâ hali hâsıl olur. Nadide Doğru-Okumak, İptiladır yazısında şöyle demektedir:

“Okumak, aslında hiç var olmamış birinin gidişine ağlamaktır. Şiirler ve sözler biriktirmektir. Âşık olmaktır, terk etmektir. Bazen öksüz kalmaktır. Şehre koşarak giren ve annesi kuru et yiyen birine yapılan eziyetleri hissetmektir okumak.”

Okumak, çağlar atlamaktır, bir nevi ölümsüzlük iksiridir deyip sizleri Yeni Çıkan Eskiye Eklenen Kitaplarla baş başa bırakıyoruz:

Filiz Çavuş-Ay’da Bir Gece (Final Kültür Sanat Yayınları, Mayıs 2019)

Kapkaranlık bir gecede, tavşan çıkmış dışarı. Kaldırmış başını, gökyüzünde aramış Ay’ı. Sanki saklanmış Ay. Karar vermiş tavşan Ay’ı arayıp bulmaya. Ortaya çıkmış bir harita. Tavşan koyulmuş yola. Sanmayın ki bu yolculukta yalnız başına. İnatçı keçi, kırmızı yeleli aslan, sivri dilli yılan ve sımsıcak Güneş, ortak olmuşlar bu neşeli maceraya. Başlamışlar Oyuncu Ay’ı aramaya. (Tanıtım Bülteninden)

Evangelia Balta-Karamanlı Yazınsal Mirasının Ocaklarında Madencilik (YKY, Haziran 2019)

Karamanlı Yazınsal Mirasının Ocaklarında Madencilik’te, Karamanlılar ve Karamanlıca üzerine tarih, edebiyat, basın-yayın tarihi, biyografi, bibliyografya ve folklor konulu çalışmalarıyla ün kazanmış bilim insanlarından Evangelia Balta’nın on iki makalesi bir araya getirildi.

Anadolu’nun yerli halklarından Hıristiyan inançlı, Türkçe konuşan Karamanlıların Mübadele (Karşılıklı Nüfus Değişimi) ile Yunanistan’a göçmeleri (1923), kök saldıkları topraklardan aslında çok yabancısı oldukları başka bir ülkede yaşamak zorunda bırakılmaları bir kültürün, tarihin, dilin ve bunlara bağlı zenginliklerin sonu değilse de sonunun başlangıcı olmuştur.

Evangelia Balta bu çok katmanlı, çetrefil ve sorunlu alanda madencilik yapmaya, bulduklarını bilim insanlarıyla, meraklılarla paylaşmaya devam ediyor… (Tanıtım Bülteninden)

Faruk Duman-İncir Tarihi (Hep Kitap, Haziran 2019)

Zeyrek. İstanbul’da büyümüş, eğitim almamış, bildiği her şeyi çıktığı yolculukta gördüklerinden öğrenmiş. Bu yolculukta tanıdığı insanları, hayvanları, bitkileri, güzel kadınları anlatıyor. Her macerada bir masal başka bir masalın gölgesine yerleşiyor. Ve bir olgunlaşma hikâyesi Faruk Duman’ın eşsiz dilinde hayat buluyor… (Tanıtım Bülteninden)

George Orwell-Savaş Öncesi Günlükleri Günlükleri 2 (Sel Yayıncılık, Haziran 2019)

Savaş Öncesi Günlükleri, gözünü budaktan sakınmayan bir yazarın, George Orwell’ın yaşamından kesitler sunan kişisel kayıtlardır. Edebi eserleri kadar siyasi yönelimleri ve güncel politikayla çetrefil ilişkisiyle de konuşulan Orwell’ın doğa gözlemlerine, işçi sınıfına, yemek tariflerine, II. Dünya Savaşı’nın tezahürlerine ve dönemin siyasi gelişmelerine dair düştüğü, gazete kupürlerine ek olarak kendi çizimleriyle de desteklenen basit ama sistemli bu notlar, yazarın naif ve korunaklı dünyasına, hassasiyetlerine ve dünyayı eşsiz algılayış biçimine de ayna tutuyor. Orwell gibi özgün bir kalemin tecrübeleri, gözlemleri ve gündelik pratiklerini gözler önüne seren Günlükler serisinin ikinci kitabı, güncelliğini yitirmeyen kurgu eserlerine dair değerli nüveler de barındırıyor. (Tanıtım Bülteninden)

Hande Şarman-Aidiyet (İthaki Yayınları, Haziran 2019)

Aidiyet, başkahraman Nada’dan yola çıkarak tüm insanlığın kendini bulma hikâyesini anlatan masalsı bir roman. Bu zamansız serüvende, bambaşka diyarlarda tuhaf ama içten insanlarla karşılaşan Nada, ait olduğu yeri ararken birçok hikâye dinleyip kendini ve evrendeki yerini anlamlandırmaya çabalıyor. Hakikatle yanılsamayı harmanlayan bu alegorik roman, bize mekânların önemsiz olduğunu, daima yanımızda taşıdığımız yüreğimizi dinlemeyi ve ona dönmeyi hatırlatıyor.

“Adım Nada. Ağaçların Altı’nda doğdum, ancak hiçbir zaman buraya ait hissetmedim. Ağaçların Üstü’nü, Dağlar’ı, Ovalar’ı, Suların Altı’nı, diğer diyarları görüp neden bu denli farklı olduğumu öğreneceğim. Aileme, yandaki komşuya, okuldaki arkadaşlarıma neden hiç benzemediğimi anlayacağım. Ona tapsam da, deliler gibi sevsem de ve bu düşünce kırıntısı, bu şüphe beni kahretse de babamın gerçek babam olup olmadığını öğreneceğim. Başka bir yere ait olup olmadığımı göreceğim. Merak ettiğim her şeyin peşinden gideceğim. Efsanelerin, söyletilerin ve anlatıların ötesini insan ancak kendi gözleriyle görebilir, öyle değil mi?” (Tanıtım Bülteninden)

AYIN KİTABI: Deruhte Dergi olarak her ay bir kitabı ayın kitabı olarak seçip sizlerle kitaba dair bir yazı ile birlikte paylaşıyoruz. Bu ayın kitabı da Refik Halit Karay’ın Memleket Hikâyeleri’dir. Yazımızı Nihad Sami Banarlı’nın Memleket Hikâyeleri kitabına dair şu sözleriyle noktalayalım:

“Memleket Hikâyeleri Türk edebiyatında Anadolu’nun en hakiki hikâyeleridir. Anadolu Memleket Hikâyeleri’nde bütün gerçek varlığı ve iç dünyasıyla karşımıza getirilmiştir.”

Fotoğraf için dergimizin değerli üyesi Hayrunnisa Akgün’e ayrıca teşekkürü bir borç bilirim. Görselliğin cezbedici yönünü bulduğu görsellerle yazılarımıza ayrı bir renk katmaktadır.


[1] Kitapları sever, onları okur, kütüphanesinde barındırır, gerektiği zamanda tüm kütüphanesini bağışlayacak kadar da cömert olurlar.

[2] Kitapları maddi unsur anlamında severi kütüphanesinde saklayan koleksiyonerden başka bir şey değildir. Onun için kitap aksesuar mesabesindedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir