İYİLİK KÖŞESİ I

“Hepimiz için güzel bir yıl olsun!” temennileri ile başladığımız 2020 yılı hiçbirimiz için güzel geçmiyor. Doğal afetler, kazalar, savaşlar, hastalıklar bedenimizle birlikte gönlümüzü de yordu. Artık değiştirdiğimiz her TV kanalı, incelediğimiz her haber sitesi bize felaketleri söyler oldu. İyi haberleri pek göremediğimiz için bu bizi “Dünyada iyilik kalmadı!” sözüne ikna olmaya yönlendirdi. Peki gerçekten “Dünyada iyilik kalmadı” mı? İşte burada onları yazacağız. Ülkemizde ve dünyada olup biten güzellikleri – iyilikleri haftalık yahut aylık periyotlarla sizinle paylaşmak, dünyada hala iyiliğin – güzelliğin var olduğunu göstermek istedik. Bazılarını uzun uzun yazılarla anlatacak bazılarını tek cümle ile anlatacağız. Gönlünüze dokunmak duası ile…

  • Elazığ depreminden bir güzellik: “Azize, sen bir annesin. Oradakilerin de annesisin.”
  • Deprem olduktan hemen sonra sosyal medya platformlarında ne çok güzellik gördük değil mi? Tır sahibi olanların, “Elazığ’a gidecek yardım varsa ücretsiz götürmeye hazırım!” deyişlerini, birçok vatandaşın oraya tırlar dolusu yardım gönderdiğini, maçlarda atkıların, montların, kıyafetlerin toplandığını ve daha nicelerini gördük. Keşke sadece, keşke sadece böyle kötü günlerde değil de her zaman iyi geçinsek, ne güzel olurdu.
  • Ardı arkası kesilmeyen yardımların içinden çıkan güzel mektuplarda oldu. Onlardan birisi şöyleydi: ”Elazığ’daki depreme çok üzüldük. Bizleri sarsıntısı bile çok korkuttu, siz ise yıkım yaşamışsınız. Canınız yanarsa canımız yanar. Keşke orada olup size kendi ellerimizle yardım edebilsek. O zaman içimiz daha rahat ederdi. Ama havalar soğuk diye hem battaniye koyduk hem de kardeşliğimizle içiniz ısınsın diye size bunu yazmak istedim. Umarım kaybolmaz ve okursunuz. Bizi yanınızda hissedin. Allah sizi çok korusun. Ordu’dan sizler için dua ediyoruz.”
  • Ankara’da çekilmiş bir video düştü hepimizin ana sayfasına. Hasan. Güzel gönüllü, sabırlı ve tevekkül sahibi, sokaklarda kalan, mendil satarak çorba içen, yalnızlıktan sıkılan ve şu sözleri söyleyen Hasan, “Allah insanları sınar. Allah şu an beni sınıyor ve Allah bana taşıyamayacağım yükleri vermiyor. Benim de bir yerde hayatım değişecek. Benim de evim olacak, işim olacak, Allah benim de yüzüme bakacak inşallah.”
  • Ankara Valisi Vasip Şahin’in bir twiti bizi mutlu etti. Hasan’ın artık bir evi bir işi olduğunu söyledi. Darısı diğer Hasan’ların başına…
  • com kapısına gelen bir yavru kediyi dükkana alıp onun büyümesine, tabir-i caizse “AT KADAR” olmasına vesile oldu (gerçi bir annesi varmış zaten. Ama onlar onu da büyüttüler – ne kadar büyüyebilirse…)
  • Ümmügülsüm. Hepimiz onu “Kim Milyoner Olmak İster?” yarışmasından tanıdık. Konuşma engeli (!) olmasına rağmen tek bir cümlesiyle hepimizin gönlüne güzel bir cümle nakşetmişti: “Bazen yetinmek gerekir.”
  • Yönümüzü yine Elazığ’a çevirelim. Depremin ilk dakikalarında enkazların olduğu bölgeye gidip, tırnaklarını sökercesine molozları kazıyarak bir çifti kurtaran “Suriyeli” Mahmud’a bakalım. Suriyeli. Bunu vurgulu bir şekilde yazmak zorunda kaldığım için utanıyorum. İnsanları sadece insan olarak görmenin; dilinin, dininin, renginin ve ırkının ne olduğunun hiçbir önemi olmadığını gösterdiği için Mahmud kardeşime teşekkür ediyorum.
  • Sivas’ta bir ekmek dağıtıcısı. Birkaç gün üst üste arabadan 2 tane ekmeğin eksildiğini görüyor. Ekmek bıraktığı marketin kamerasından bakınca arabadan eksilen ekmekleri bir köpeğin aldığını görüyor ve ondan sonra her gün 2 ekmek fazladan getiriyor, bir köpek için…
  • 141M Mecidiyeköy otobüs hattının şöfürü, kalkış saatinin gelmesini beklerken bütün otobüsün tutacak yerlerini temizlik spreyi ve bezle temizledi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir