İYİLİK KÖŞESİ III

Adanalıların, 2020 yılına girerken “Hoş geldin 2021” yazısını neden yazdığını anladığımız bir yılı yaşıyoruz. Yenilmezler (Avengers) film senaryolarını aratmayan, doğal afetler, salgın hastalıklar, tuhaf olaylar içeren ilk 3 ayı geride bıraktık. Yenilmezler’de ne tür felaket olursa olsun işler kolaydı tabii. Nasıl olsa bir Demir Adam, Hulk, Ali İhsan Varol, hiçbir özelliği olmamasına rağmen sadece dövüş sanatlarını bildiği için Yenilmez olan bir hanım abla ve türevleri gibi birçok kahramana, kurtarıcıya sahiplerdi. Peki biz hangi kahramanlara sahibiz? Bu ay içi dolu dolu bir İyilik Köşesi ile sizlerin karşınızdayız Sevgili Deruhte Dergi okuyucuları. Buyrunuz, kahramanlarımızı tanıyalım:

  • Ankara Büyükşehir Belediyesi 22 Mart tarihinde bir duyuru yaptı. Duyurunun içeriği şöyleydi: “Koronavirüs tedbirleri kapsamında Ankara’da kağıt toplayıcılığı yasaklanmıştır. Geçimini kağıt toplayarak sağlayan vatandaşlarımıza Barınma Evi’nde konaklama imkanı ve gıda temini Belediyemiz tarafından sağlanacaktır.”
  • Sosyal medya hesaplarımızın anasayfasına 23 Mart’ta bir video düştü. Bir dedemiz çeşmenin başına oturmuş, bir Zabıta memuru ile konuşuyor. Dışarı çıkmanın yasak olduğunu bilmesine rağmen alışveriş yapmak için dışarı çıktığını anlatıyor. Zabıta memurları tatlı dil ile dedemizin gönlünü alarak onun alışverişini tamamlayıp evine götürüyor. Mevzu burada bitmiyor tabii ki. Bu video sosyal medyada görülünce herkes yardım eli uzatmak istiyor dedemize. Konya Selçuklu Belediyesi de bu konuyla ilgili çalışmalara başladığını herkese duyurarak gönülleri hoş ediyor.

Yeri gelmişken buraya bir not düşmek istiyorum. Sadece sosyal medyadan gördüklerimize değil, görmediklerimize de yardım etmek düşüyor bizlere. Apartmanımızdaki, sokağımızdaki, mahallemizdeki yaşlılara yardım etmek, bu süreçte onların yanında bulunmak, her türlü ihtiyaçlarını gidermek –bu süreç öncesinden daha da fazla- boynumuzun borcudur. “ŞİMDİKİ GENÇLER!” sözünü bir serzenişten öte bir memnuniyete dönüştürmek bizim elimizde.

  • Hepimizin bildiği üzere okullara ara verildi. Bu süreçte öğrenci kardeşlerimiz derslerini internet ve TV ortamından takip edecekler. Tabii bunların bir takım sıkıntıları olacak ve haliyle arkadaş ortamları, sınıflar, öğretmenler özlenecek. Tam da burada devreye Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk girerek, verilen aradan sonra ilk teneffüsün 40 dakika olacağını duyurdu. Teneffüsün 40 dakika olacağını duyan bizler az buçuk şaşırdık ama meğer şaşırmamız gereken şeyler daha yeni başlıyormuş da haberimiz yokmuş. Ziya Selçuk öğretmenimizin bu tweet’ini bir retweet takip etti: “81 ilde 81 okula dondurmalar bizden!” Kahramanmaraş Belediye Başkanı’nın çağrısı adeta bir çığır açtı ve ardı arkası kesilmeyen tweet’ler gelmeye başladı. Yaprak sarması, pişmaniye, kestane şekeri, kayısı, fındık, futbol topu, leblebi, kitaplar ve daha neler neler… Bu durumun tek can sıkıcı tarafı Üniversite okuyanlara verilmeyecek olması. Neyse, belki biz de alan el değil veren el olur, verilmeyen bir okula destek oluruz Üniversiteliler olarak, ne dersiniz?
  • Yer Kocaeli’nin Darıca ilçesi. Barış İlkokulu’nda Gören Eller Sınıfı’nın öğretmeni Taha Kocatepe, öğrencilerinin bisiklet hasretini fark ediyor. Tandem adı verilen 1 gidona ve 2 seleye sahip olan bisiklet ile görme engeli bulunan öğrencileriyle bisiklet sürüyor ve dünyamız “çok dakikalığına” güzelleşiyor.
  • Kahramanmaraş’ta 71 yaşında lokantacı bir amcamız var. İsmi Abdurrahman Topal. Tam 28 yıldır (benim ömrüm kadar) lokantanın önünde kedileri besliyormuş. Onun yaş grubu için sokağa çıkma yasağı gelince evine kapanmış, haliyle lokantaya gidemez olmuş. Peki bilin bakalım ne olmuş? Bu sefer kediler onun evinin önüne gelip, selam verir olmuşlar. Abdurrahman amcamız da yine onları boş çevirmiyor, rızıklarını eksik etmiyormuş.
  • Avrupa’nın birçok bölgesinde karantinadaki Müslümanları motive etmek amacıyla 5 vakit ezan okunmaya başladı. Fobi biter mi? İnşallah.
  • İsimlerini bildiğimiz bazı kahramanlarımızı yazdık. Şimdi sıra isimsizlerde. Salgının başladığı ilk günden itibaren bizler için gecesini gündüzüne katan, hastalığa yakalanma pahasına dahi olsa canlarını ortaya koyarak bizlerin sağlığı için çalışan, didinen, uğraşan sağlık personeline çok teşekkür ediyor, “Bir can kurtarmanın bütün insanlığı kurtaracağına” iman ederek kurtardıkları insanlık adına onlara dualar ediyoruz.
  • Virüsün yayılmasını azaltmak için #evdekal çağrısı yapıldıktan sonra birçok kurum ve kuruluştan arka arkaya güzel haberler gelmeye başladı. Bir sürü pdf kitap paylaşıma sunuldu. Belki de hayatımızda hiç göremeyeceğimiz müzeleri internet ortamında gezmeye başladık. Eğitim notları da bunların yanında cabası. Açıkçası harika bir ortam oluşturduk dünya olarak ve sınırların tel örgülerle değil, kafalarla çizildiğini; yine tekrardan kafalarda kalkacağını görmüş olduk. Çünkü bu notların, kitapların, dergilerin, güzel işlerin hepsini tüm dünya yaptı. Tüm dünyaya yaptı.

Sen de kahraman olmak ister misin? Büyük işler başarmana gerek yok. Gerçekten gerek yok. İnsanların senin ismini bilmesine dahi ihtiyacın yok kahraman olman için. Biliyorum gençsin. Hareketlisin. Aktifsin. Kapana kısılmış gibi hissetmek, arkadaşlarından uzak durmak seni çok zorluyor. Bu hastalığın sana çok bir etkisinin olmayacağını da biliyorsun ama #evdekal ‘mak zorundasın, zorundayız. Taşıyıcı olup birilerinin canına kast etmektense, evde kalıp bir can kurtarmaya vesile olmaya ne dersin? Kahramanımız ol, #evdekal !

Deruhte Dergi ailesi bu cümleleri evden yazıyor, evden okuyor, evden paylaşıyor. Sen de #evdekal!

Son olarak: Deruhte Dergi, İHH’nın Yetim Sponsorluğu Projesi aracılığıyla Ruanda’dan bir kız kardeş edindi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir