JACK LONDON’IN YAZI SERÜVENİ ÜZERİNE

“…Böylece köprüleri yaktıktan sonra yazmaya başladım. Her işim aşırıdır benim. Sabahın erken saatlerinden akşamın geç saatlerine kadar artık bu işle uğraşıyordum. Yazıyor, yazdıklarımı daktiloya çekiyor, gramer çalışıyor, yazı biçimlerini öğreniyor, nasıl başarılı olduklarını anlamak için başarılı yazarların yaşam öykülerini okuyordum. Yirmi dört saatte ancak beş saat uyuyor, on dokuz saat çalışıyordum. Işığım gecenin ikisine üçüne kadar yanardı her akşam. Buna dikkat eden bir komşu kadın dedektifliğe kalkışarak, beni gündüzün hiç görmediği için kumarbaz olduğuma hükmetmiş ve annemin doğru yoldan sapan oğlunun yolunu bulması için pencereye ışığı koyduğunda karar kılmış.

Yazarlığa yeni başlamış bir insanın en büyük sıkıntısı yayımcılardan çeklerin gelmediği ve rehine verilebilecek her şeyin rehine verildiği zamandır. O kış hep yazlık elbisemi giydim. Tüm memurların tatile çıktığı ve yazıların tatil sona erene kadar yayımcıların masaları üzerinde beklediği dönem olan yaz da pek kuru geçmişti.

Benim en büyük sıkıntım bana öğüt verecek birinin olmayışıydı. Yazı yazmış ya da yazmaya çalışmış tek bir kişi bile tanımıyordum. Yazarlıkta başarılı olmak için edebiyat öğretmenlerinin ve profesörlerinin öğrettikleri her şeyi unutmam gerektiğini öğrendim. Şimdi bunu anlıyorsam da o zamanlar çok öfkeleniyordum bu duruma. 1895-1896 yıllarında yazı yazma sanatını pekiyi bilmiyorlardı. Bütün bildikleri Snow Bound ile Resotus’tu. Oysa 1899’un yayımcıları bunları istemiyorlardı, onların istedikleri 1899’da satacak şeylerdi. Bana bunun karşılığında öyle iyi para veriyorlardı ki, edebiyat öğretmenleri ve profesörler, eğer bunları yazabilecek olsalardı, bir an bile beklemeden hemen istifayı basarlardı öğretmenlikten.

Çalışmayı sürdürdüm. Bakkala, kasaba yine borç taktım, saatimi, bisikletimi ve babamın pardösüsünü yine rehine verdim. Gerçekten de çok çalışıyor, az uyuyordum. Eleştiriciler benim yarattığım kahramanlardan biri olan Martin Eden’in çok süratli bir eğitimden geçtiğini dillerine dolamışlardı. Eden’i basit bir ilkokul eğitiminden ve üç yıl denizcilikten sonra başarılı bir yazar yapmıştım. Eleştiriciler bunun olanaksız olduğunu söylüyorlardı. Oysa Martin Eden bendim. İki yılı ortaokulda ve üniversitede, bir yılı da yazma denemelerinde geçen üç yıl sonunda Atlantic Monthly gibi dergilerde hikâyelerim çıkıyor, bir yandan ilk kitabın düzeltilerini yaparken, bir yandan da Cosmopolitan ve McClure dergilerine toplumsal konulu makaleler satıyordum. New York’tan telgrafla önerilen yardımcı editörlüğü reddetmiş, evlenme hazırlıklarına başlamıştım.

Bunun adına çalışma denir… Hele o son yıl yazar olarak mesleğin inceliklerini öğrenirken nasıl çalıştığımı bir ben bilirim. O yıl uykumdan fedakârlık ederek, beynimi sınırlarına kadar zorlayarak çalışırken, ne içtim ne de içkiyi aklıma getirdim.”

Bu metin, Jack London’ın İntihar adlı kitabından alıntılanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir