KİBİR İLE ÖZGÜVEN ARASINDAKİ FARKLAR

  • Kibir bir kıyastır. Kibirde ikinci bir kişi ile karşılaştırma vardır. Kibir başkasıyla ilgilidir. Özgüvende ise ikinci bir kişi yoktur. Onun için özgüvende kıyas olmaz. Özgüven kişinin kendisiyle ilgilidir.
  • Kibrin soyadı egodur. Özgüvenin soyadı inançtır. Kibrin kardeşi gururdur. Özgüvenin kardeşi sebattır. Kibrin kız kardeşi hasettir. Özgüvenin kız kardeşi gayrettir.
  • Kibir güçlü bir enaniyetin cilvesidir. Özgüven ise sağlam bir iradenin cilvesidir.
  • Kibir şeytanın vasfıdır. Özgüven ise peygamberlerin vasfıdır.
  • Kibrin yeri kalptir. Özgüvenin yeri ise akıldır. Çünkü özgüven bir itikat ve inançtır.

Kalbinde hardal tanesi kadar iman bulunan bir kimse cehenneme girmez. Kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunan kimse de cennete girmez. ” buyrulmuştur. (Müslim, İman/147)

  • Kibirli biri sevilmez ve ona yardım edilmez. Özgüvenli ise sevilir ve güvenilirdir. Özgüvenli kimseye yardım edilir. Bundan dolayı kibirli insanın arkadaşı azdır. Özgüvenli insan ise sevecendir ve arkadaşı çoktur. Özgüvenli insan güven saçar.
  • Kibirli insan başkasını sevmez. Özgüvenli insan ise başkasına saygı duyar. Özgüvenli insan nefret beslemez.

Her şey zıddı ile bilinir. Bir şeyin zıddı ile farklar daha kolay anlaşılır. Bu kaideye binaen kibrin zıddı tevazu ve mahviyettir. Özgüvenin zıddı pasiflik, korkaklık ve kısmen tembelliktir. Bundan dolayı kibir, zilleti netice verir ve sonu hüsrandır. Özgüven ise izzet verir ve sonu başarıdır.

  • Kibirli insan gücü kendinden görür ve kimseden yardım istemez. Kibirli insan Allah’ı unutur. Kibirli insan dua etmez. Özgüvenli ise gücünü, kudret-i rabbâniyyeden ve inâyet-i ilâhiyyeden bilir. Allah’tan yardım için dua eder. Bu ayet bu açıdan dikkat çekicidir:

    ﻓَﻠَﻤَّﺎ ﺟَٓﺎﺀَﺗْﻬُﻢْ ﺭُﺳُﻠُﻬُﻢْ ﺑِﺎﻟْﺒَﻴِّﻨَﺎﺕِ ﻓَﺮِﺣُﻮﺍ ﺑِﻤَﺎ ﻋِﻨْﺪَﻫُﻢْ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻌِﻠْﻢِ ﻭَﺣَﺎﻕَ ﺑِﻬِﻢْ ﻣَﺎ ﻛَﺎﻧُﻮﺍ ﺑِﻪِ ﻳَﺴْﺘَﻬْﺰِﻭُٔ ﻥَ﴿٨٣﴾

    ( Mü’min/83)- Peygamberleri onlara apaçık bilgiler getirince, onlar kendilerinde bulunan (beşerî) bilgiye güvendiler (onu alaya aldılar). Alaya aldıkları şey kendilerini boğuverdi.

Kibrin sebepleri amelsiz ve ihlassız ilim, ibadet, cemal, nesep, mal, mevki, kuvvet veya ses olabilir. Özgüvenin sebebi bir sorun, problem veya bir amaç olabilir. Bunun bir neticesi olarak insanın yaşlandıkça kibri artabilir veya özgüveni azalabilir. Hakiki ilim arttıkça kibir azalır. İlim arttıkça özgüven artar.

  • Kibirli insan her alanda bilgiçlik taslar. Özgüvenli insan ise kendi uzmanlık alanında konuşur.
  • Kibirde kendini beğenme ve üstünlük kompleksi vardır. Özgüvende ise kendini beğenme yoktur. Amelde sebat için bir kararlılık söz konusudur.
  • Kibirli insan övülmekten hoşlanır. Kibirli insan tenkite katlanmaz. Özgüvenli insanda ise övülmek ile yerilmek birdir. Çünkü başkasını kendine kıyas ve mihenk etmez.
  •  Kibirli insan emir vermekten hoşlanır. Özgüvenli insan ise işini kendi yapmaya çalışır. Kendi yapmasa da karşıdakini tahkir etmez.
  • Kibirli insan kendini eksik bilmez ve eleştiriyi kaldırmaz. Özgüvenli ise gayesine ulaşmak için eksiği bilir ve ona göre gayret eder. Özgüvenli insan eleştirilere ve farklı görüşlere açıktır.
  • Kibirli insan saygı görmese öfkelenir. Özgüvenli insan ise aldırmaz ve başkasına bakmaz.
  • Kibirli insan başkasını küçük görür, tıpkı dağa tırmananın yere bakması gibi. Ama bilmez ki yerden ona bakanlar da onu küçük görür. Özgüvenli ise kendi adımlarına ve yoluna bakar. Bundan dolayı kibirli insan bu işi benden iyi kimse yapamaz der. Özgüveni olan insan ise ben bu işi yapabilirim der.
  • Kibir, Allah’a ve peygamberlere karşı ise -şeytan gibi- küfürdür. Eğer insana karşı ise helak edici bir günahtır. Özgüven ise motivasyon için inanç ve içsel bir gayrettir. Özgüven faydalıdır ve mübahtır.
  • Kibirdeki güvenin kaynağı nefistir. Özgüvendeki güvenin kaynağı Allah’ın yardımı, inâyeti ve kudretidir.

 Allah’tan bağımsız bir güven, enaniyet ve kibir kokar. Tüm bunlara rağmen kibir ile özgüven arasındaki ortak nokta ikisinin de sirayet edebilir olmasıdır. Özgüvenli insanın yanında kalanın cesareti ve özgüveni artar. Kibirli insanın yanında 3 gün kalan ondan kibir alır. Çünkü eskilerin dediği gibi “Tabiat ve ahlak sâriktir.”

Bedîüzzaman, Bakara suresi otuz üçüncü ayetin tefsirinde manidar ve dikkat çekici bir yorum yapar. Kibir o derece bulaşıcıdır ki, şeytanın yanındaki masum meleklerde bile hafif bir etkisi olabileceğini anlatır:

“…iblisin enaniyeti, kibri, melaikeye sirayet etmiştir ve yaptıkları istifsara, bir taifenin itirazı da karışmıştır”. İşârâtü’l İ’caz (RNK) – 233

Benim elimden gelen bunlar; zira el dile, dil akla, akıl kalbe yetişmez ve yetişemez. Allah’ın rahmeti, bereketi ve selamı, tevazu sahibi müminlerin üzerine olsun. Selametle…

Deruhte Dergi

Deruhte Dergi, kendini içinde bulunduğu işin tamamından mesul görenlerden oluşur. Biz işin bir ucundan tutarak vicdanını rahatlatmayı başaramayanlarız. Edebiyatı umut ve kaygı ile seyrediyor ve bu kaygının diri tutulmasını umudumuz adına önemsiyoruz. Yazmayı salt ‘vakit öldürme aracı’ veya piyasaya(!) ürün sunma imkânı olarak görmemekte ısrar ediyoruz. Deruhte Dergi ekibi, ismiyle müsemma olmayı en büyük paye kabul eder.

3 thoughts on “KİBİR İLE ÖZGÜVEN ARASINDAKİ FARKLAR

  • 23 Kasım 2020 tarihinde, saat 16:09
    Permalink

    Farkları ne güzel anlatmışsınız. Kaleminize sağlık ⚘

    Yanıtla
    • 23 Kasım 2020 tarihinde, saat 21:26
      Permalink

      medarı istifade ve istifaza oldu ise ne mutlu…Çok teşekkür ederim.

      Yanıtla
  • 23 Kasım 2020 tarihinde, saat 21:41
    Permalink

    kibir ile özgüven arasındaki farkları ilk satırlarda çok veciz ele almışsınız.
    kibrin soyadı kardeşi vb. ifadeler hârikulâde güzel olmuş.
    Ellerinize sağlık.

    son cümle çok manidar olmuş.aldım…
    Gerçekten el,dilin her söylediğini yazmakta yetişmediği gibi dil de aklın her tasavvurunu lafza dökemiyor.
    akıl dahi kalbe yetişmiyor çünkü manalar kalpte doğar.Akla gelip, hayale uğrar. sonra dilden dışarı çıkar.Kalpte manalar daha ulvi ve yüksek olur.

    mehmet akif ersoy da belki aklın kalbe yetişmediği ve mananın dile gelmesi arasında uzun bir yol olduğu için bizar olmuştu.
    Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem; 
    Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım!

    Minare başında olan akıl, kalîb-i kalb(kalb kuyusunun) dibinde bulunan sebebini(manaları) iyi göremiyor.
    bediüzzaman Münazarat – 67

    hz. mevlana ise kendi has üslubu ile zaten bu manayı yazmıştı.
    Gönlüm Dilime Dargın,Dilim Gönlüme…
    Gönlüm Duygularını Anlatamadığı için
    Kızarken Dilime…
    Dilim anlatamayacağı şeyleri Düşündüğü için Kızıyor Gönlüme…Hazret-i Mevlana

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir