KÖTÜLÜĞÜ İYİLİKLE SAVMAK

“Kötülüğü güzellikle sav.”[1]

Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerim’de, yapılan kötülüklerin bazılarına karşı kısas almamız için bize izin vermiştir. Bu bizim için bir ruhsattır. Yapabiliriz de yapmayabiliriz de. Yaparsak kimse;  “Niye yaptın sen bunu!?” diye sorma hakkını kendisinde bulamaz ama yapmazsak da bir günaha girmiş olmayız. Aksine yine bir başka ayetin muhatabı olmuş oluruz. Bu ise yazımızın başlığında geçen Fussilet Suresi’nin 34. ayetidir. Ayetin tam meali şöyledir: “Kötülüğü güzellikle sav! Bir de bakarsın ki seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcacık bir dost oluvermiştir.”

Hepimizin malumu üzerine geçtiğimiz Haziran ayında İzlanda’da milli takımımızın başına talihsiz birkaç olay geldi. Önce takım kaptanımıza uzatılan tuvalet fırçası ve ardından havaalanında boş yere saatlerce bekletilmeleri… Bir ülkeye yakışmayacak davranışlardı, bunu hiç kimse kabul edemez tabi ki. Biz de kabul etmedik haliyle. Damarlarımızdaki kan durmuyor ki, nasıl kabul edelim değil mi? Hemen misillemeler başladı sosyal medyada. “Onlar geldikleri zaman biz de bekletelim; onlar gelecekleri zaman Erzurum’da indirip İstanbul’a otobüsle getirelim; onlarla oynayacağımız maç Adana’da olsun sıcaktan kavrulsunlar; onlara şöyle yapalım, onlara böyle yapalım…” gibi yüzlerce yorum. Her kafadan bir ses çıktı sizin anlayacağınız.

Bunların yanı sıra onlara güzellikle davranmamızı söyleyen bir kesim de vardı ki beni en çok mest eden bunlardı. Onlardan sadece birini göstermek istiyorum. Sosyal medyada beğenerek takip ettiğim @rotasizseyyah olarak tanınan Mehmet Genç olayı şu şekilde çok güzel özetledi: “Herkes İzlanda’yı şöyle kötü karşılayalım, böyle kötü şeyler yapalım diyor. Bence tüm İzlanda takımını havalimanında güllerle karşılayalım. Muhabirler mikrofonla birlikte gül tutarak soru sorsun. Tüm dünya misafirperverliğimizi görsün. Kötüye karşı kötü olmak en kolayı.”

Çok güzel bir tutum olmaz mı bu yahu? Tüm dünya bizi Müslüman olarak görüyor. Türk denince akla Müslümanlık gelmiyor mu? Başka ne diye tanıyorlar ki bizi? Peki bir Türk’ün, bir Müslüman’ın misafirperverliği nasıl olmalı? İşte tam da böyle olmalı.

Aliya İzzetbegoviç ve Ömer Muhtar. İki muhteşem şahsiyet… İkisi de büyük insan. Biri İtalyanların, diğeri Sırpların katliamlarına acı şekilde şahit olmuş iki devlet adamı.

Ömer Muhtar bir grup İtalyan askerini kendi askerleriyle birlikte pusuya düşürüyor, hepsini öldürüyorlar; sadece bir Teğmen kalıyor ellerinde esir olarak. Bütün askerler öldürelim, diri diri derisini yüzelim, asalım, keselim türevlerinde sözler söylerken Ömer Muhtar, “Bırakın gitsin” diyor. “Ama nasıl olur? Onlar bizi kesiyorlar, öldürüyorlar, türlü türlü işkenceler yapıyorlar. Biz bu adamı nasıl bırakalım?” Ömer Muhtar şu harika cevabı veriyor, “Bırakın gitsin. Onlar bizim öğretmenimiz değil.”

Bir de Aliya İzzetbegoviç’in başından geçen olaya bakalım. Savaşın başladığı ilk günlerde Sırplar, Boşnakların evlerini yağmalamış, kadınlarına tecavüz etmiş, erkeklerini şehit etmişlerdi. Bir süre sonra bu sefer Boşnaklar çok sayıda Sırp esir alıyorlar. Hem de hepsi asker; sivil yok. Aliya’ya soruyorlar: “Şimdi biz bu esirleri ne yapalım?” Başkan Aliya sakince cevap veriyor: “Onlar bizim esirlerimiz yani misafirlerimiz. Onlara misafir gibi davranacağız.” Öfkesi kabarmış, öç alma telaşında olan genç bir asker içindeki itirazı saklayamayarak şöyle söyler: “İyi ama komutanım, onlar bizim bacımıza tecavüz ederken çocuklarımızı katlederken…” Aliya ise yine sakindir: “Onlar bizim esirimiz dedim asker, onlar bizim öğretmenimiz demedim ki…”

Başlarına büyük felaketler gelmiş iki milletin, iki inançlı liderini görüyorsunuz. Onların verdiği karşılığa bakarak kendi vereceğimiz karşılığı düşünelim mi? Peki, İzlanda milli takımı gelince biz ne yapacağız? Onların bizim öğretmenimiz olduklarını kabul mü edeceğiz yoksa inancımızın gereği gibi mi davranacağız?

“Kötülüğü güzellikle sav! Bir de bakarsın ki seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcacık bir dost oluvermiştir.”


[1] Fussilet Suresi 34. Ayet Meali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir