LALELİ’DEN DÜNYA’YA

Gün ağarmaya başlamıştı. Gökyüzü pamuk şekerini andıran pembelikteydi. Dalga ve gemi seslerine insan sesleri ortak olmuştu. Haşim, ne bir şey düşünebiliyor, ne de kafasını kaldırıp önüne bakıyordu. Kalabalığın içinde yalnızca yürüyordu. Sadece o ve kafasını dolduran fikirler…  Eminönü’nün kalabalığından kurtulmak için hızlanmaya başladı. Neden bunca insan mutlu rolü oynuyordu? Neden önlerinden geçtikleri mendil satan kızı görmüyorlardı? Biraz önce bir taşa oturup dalgın dalgın Galata’ya uzanan manzarayı izleyen yaşlı adamın kim bilir ne derdi vardı, onu görmeden yürüyen insanlara öfkeliydi belki de.

Yıllar önce… Haşim kafasında bu fikirlerle tramvay yoluna gelmişti. Yürümek ve tramvaya binmek arasında kalıp ikisini de yapmaya karar verdi. Beyazıt’a, oradan da Laleli’ye yürüyecek ve sonra tramvaya binecekti. Yürüdü, yürüdü… Önünde sürekli insan kalabalığı beliriyordu, hepsini geçiyordu Haşim. Herkesi geçiyor, bilmediği birine, bir yere koşuyordu. Nihayet Laleli’ye geldi ve tramvaya bindi. Tramvay fazla kalabalık değildi, gözüne ilk kestirdiği yere oturdu. Yaşlı ve düşünceli bir adam yanındaydı. Haşim’i uzun uzun izleyen yaşlı adam: Geç kalmış gibisiniz, dedi. Haşim ne dediğini anlamayarak adamın yüzüne baktı. Yaşlı adam bu sefer “Yaşamaya geç kalmışsınız oğlum, belli ki kafanı kurcalayan şeyler var. Oturduğundan beri yüzünü bir kez tebessüm almadı.” dedi. Adam haklıydı. Haşim insanlara sadece onları tahlil etmek gözüyle bakıyordu, ilk kez insan görmüş gibi hatta…Yaşlı adama yapay ama mahçup bir tebessümle “Haklısınız, ben bu çağa ayak uyduramıyorum. Bunca nefrete, ilgisizliğe, sevgisizliğe ayak uyduramıyorum. İnsanları tanımaya çalışıyorum, hala başaramadım.” dedi. Evet hala başaramamıştı çünkü herkesin hikayesi vardı ve belki de Haşim’in 27 yılda hiç görmediği, duymadığı hikayeler… Şairin dediği gibi “Laleli’den Dünya’ya doğru giden bir tramvay”daydı. Dünya’yı değiştiremezdi ama ona gidebilirdi. Onu tanıyabilirdi, ayak uyduramasa da…

Deruhte Dergi

Deruhte Dergi, kendini içinde bulunduğu işin tamamından mesul görenlerden oluşur. Biz işin bir ucundan tutarak vicdanını rahatlatmayı başaramayanlarız. Edebiyatı umut ve kaygı ile seyrediyor ve bu kaygının diri tutulmasını umudumuz adına önemsiyoruz. Yazmayı salt ‘vakit öldürme aracı’ veya piyasaya(!) ürün sunma imkânı olarak görmemekte ısrar ediyoruz. Deruhte Dergi ekibi, ismiyle müsemma olmayı en büyük paye kabul eder.

8 thoughts on “LALELİ’DEN DÜNYA’YA

  • 13 Kasım 2020 tarihinde, saat 18:06
    Permalink

    Bayıldım. Kalemine sağlık

    Yanıtla
    • 14 Kasım 2020 tarihinde, saat 14:05
      Permalink

      Çok güzel olmuş . Daha uzun olsaydı okurdum, aynı kalemden farklı ve uzun yazılar bekliyorum ☺️

      Yanıtla
      • 16 Kasım 2020 tarihinde, saat 11:58
        Permalink

        Teşekkür ederim

        Yanıtla
  • 13 Kasım 2020 tarihinde, saat 18:27
    Permalink

    Çok güzel aslında hepimizden biraz var haşim

    Yanıtla
    • 14 Kasım 2020 tarihinde, saat 16:00
      Permalink

      Umarım çok daha uzunları gelir başarılarının devamını dilerim. 🙏

      Yanıtla
  • 13 Kasım 2020 tarihinde, saat 18:31
    Permalink

    Diğer yazılarını sabırsızlıkla bekliyorum.

    Yanıtla
    • 14 Kasım 2020 tarihinde, saat 14:43
      Permalink

      Sümeyye kardeşim yolun açık, kalemin keskin olsun. Tebrik ederim 👏

      Yanıtla
      • 16 Kasım 2020 tarihinde, saat 09:18
        Permalink

        Çok teşekkür ederim 🙇‍♂️

        Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir