MEFRÛZ

Biliyordum dağların hikâyesinde

kendime pay ararken

-bilmediğime nasıl sabredebilirdim?-

ve taneden hayat devşirirken

söylemiştim yok yere tükettiğimi

gücümü, bir köşe başında

tükendiğimi.   

Silinmediğini sudaki

mahcup izinin kadim yaranın:

Geri görüş ön yargısı.

Kavmime gazapla dönmeye

yetmiyor gücüm, esefleniyorum

elimde babamın kızartma değnekleri.

-başkaldırı denemesi-  Çıkıp ilan ediyorum

“Ey unutmanın garîbi!

Şehir buzağıdan fazlasını kusuyor.”

İpin ucunda can çekişiyor

Ölüm. Acılar, kaygılar ve

 umutsuzluğum –ki sinsi bir duhândır

bürüyen  insanlığı

büyüyen, günden güne

bağlayan bir ipin ilmeğine

sımsıkı tutunuyorum.

O ki ateş çukurundan çekip çıkarmıştı

bölük bölük gövdemi

toplamıştı, tutundukça

hep birlikte.

Kurtuluş bileti, kesilmiş

yaralarımda Hızır’ın izleri vardır

Yitmenin mahrem sızısı değil

Meryem’in toprağı tırnakladığıdır

tenimde güller açtıran sancı.

Deruhte Dergi

Deruhte Dergi, kendini içinde bulunduğu işin tamamından mesul görenlerden oluşur. Biz işin bir ucundan tutarak vicdanını rahatlatmayı başaramayanlarız. Edebiyatı umut ve kaygı ile seyrediyor ve bu kaygının diri tutulmasını umudumuz adına önemsiyoruz. Yazmayı salt ‘vakit öldürme aracı’ veya piyasaya(!) ürün sunma imkânı olarak görmemekte ısrar ediyoruz. Deruhte Dergi ekibi, ismiyle müsemma olmayı en büyük paye kabul eder.

3 thoughts on “MEFRÛZ

  • 19 Ocak 2021 tarihinde, saat 13:59
    Permalink

    Sevgili sevdeciğim şiiri yazarken hayli teşrik-i mesai ettik. İsminin derin manasına dair okurlara yeni tefekkür kapıları aralayacak birkaç notu buraya bırakmak isterim. Mefrûz, arapça ض harfi ile yazıldığında, farzedilmiş, varsayılmış manalarına geliyor. Şiirde, kendisine kendisinden sorulmamış, şöyledir diye hakkında zannedilip geçilmiş anlamlarını yansıtıyor. Öbur yandan ز harfi ile yazıldığında yine arapçada, ferz edilmiş, bölünmüş, ayrılmış, manalarına gelen mefrûz, dışlanmış, ötekileştirilmiş manalarına işaret ediyor. Farsça olarak yazarsak, efruhten kökünden gelen efrûz’un meful kalıbı ile çekilmesiyle yanan, ışık saçan anlamlarına geliyor. Şiirin halen umut ipine sarılan kısmını yansıtıyor. Öte yandan yine farsça, firûz ve feyrûz köklerinden türediğini düşünürsek, mutlu, saadetli manası var. Son olarak, kökün köküne indiğimizde, ferzîn, ferzân olarak düşünürsek, asalet sahibi kadın (sultan, kraliçe gibi) manasına geliyor ki şiirin en derûnunda yatan Meryemîlik, Mefrûz kelimesinin perdesiyle gizleniyor..
    Sevdeciğimi tekrar tebrik eder, nice eserler için muvaffakiyetler dilerim.

    Yanıtla
  • 19 Ocak 2021 tarihinde, saat 14:13
    Permalink

    Kelime çok derin olunca bir iki anlamı kaçırmışız, efendim arapçası itibariyle iftira edilmiş de demek.. Meryem annemizi analım ki o, ifitraya uğramış, keşke toprak olsaydım diyecek kadar mahzun olmuştur. Ama cennet kadınlarının seyyidesi olma saadeti (firûzesi) yine ona aittir. Mevzu var oluş sancısı olunca Tur dağında Musa’yı (as), Ledün bahrinde delik gemiyle Hızırı (as), Süreyya tahtında Meryemi (as) anmayınca olmuyor 🙂

    Yanıtla
  • 20 Ocak 2021 tarihinde, saat 10:12
    Permalink

    Tebrikler size!.. Sol kollarınızı gözlerinizi kapatacak şekilde alnınıza koyup yola devam… Dünya, başınızı çevirip bakmaya değmiyor çünkü.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir