MÜSTAKBEL GÖLGE

Her şeyi, müziği ve şiiri bile aşmış olacağımız bir zaman tahayyül etmeye hakkımız vardır; geleneklerimizin ve alevlerimizin aleyhinde tavır alınca, kendimizi öylesine reddetmiş olacağız ki, malûm bir mezar fikrinden bezmiş bir halde, günlerimizi buruşuk bir kefenin içinde geçireceğiz. Tutarlılığıyla sözel dünyayı görkem içinde tahayyül edilmiş bir evrenin üzerine yükselten bir sone, bizim için gözyaşlarına davet olmaktan çıktığında ve bir sonatın ortasında esnemelerimiz heyecanımıza üstün geldiğinde, artık bizi mezarlıklarda istemeyecektir, çünkü onlar sadece taze cesetleri kabul ederler, hâlâ azıcık sıcaklıkla ve bir hayat hatırasıyla dolu cesetleri… Yaşlılığımızdan önce, coşkularımızı büzüştürüp tenin rücuları altında bel bükeceğimiz ve yarı leş yarı hayalet gibi yürüyeceğimiz bir zaman gelecek, içimizdeki bütün titreşimi -yanılsamayla suç ortaklığı yapma korkusu yüzünden bastırmış olacağız. Hayatımızı bir sonede cisimsizleştiremediğimiz için çürümüşlüğümüzü parça parça sürükleyeceğiz ve müzik ile ölümden daha ileri gitmiş olmak için, körler gibi sendeleyerek iç karartıcı bir ölümsüzlüğe doğru ilerleyeceğiz…

*Bu metin Emil Michel Cioran’ın ‘Çürümenin Kitabı’ adlı kitabından alıntılanmıştır.

Deruhte Dergi

Deruhte Dergi, kendini içinde bulunduğu işin tamamından mesul görenlerden oluşur. Biz işin bir ucundan tutarak vicdanını rahatlatmayı başaramayanlarız. Edebiyatı umut ve kaygı ile seyrediyor ve bu kaygının diri tutulmasını umudumuz adına önemsiyoruz. Yazmayı salt ‘vakit öldürme aracı’ veya piyasaya(!) ürün sunma imkânı olarak görmemekte ısrar ediyoruz. Deruhte Dergi ekibi, ismiyle müsemma olmayı en büyük paye kabul eder.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir