OĞLUMU OYUNCAK AYIMLA TANIŞTIRDIM

Uyandım işte, hem de hiçbir zaman istemeyeceğim şekilde. Uyandım ve uyuyamadım. Anne diyerek ağlamaya başladım, susmadım hiç. Ben ki ağlarken hep annemi anardım. Bu sefer anmaktan öte istedim onu. Yanımda olsun istedim. Ağlamaktan yorgun düşüp birkaç saat uyumuşum komşumuzun evinde. Uyandım sonra yine annemi istedim, ağlamaya devam ettim. Enkaz altından ablam peşimden kurtarılmıştı. Yanımdaydı ama sessizdi. Bazen beni sakinleştirmeye çalışsa da genelde konuşmuyordu.

İlk gece… Dışarda birikmiş insan kalabalığı, içeride yaşama tutunmak isteyenler var. Köyde bir evin yandığını duydum. Üzerinde en güzel yemeklerin piştiği sobanın boruları birbirinden çıkmış, ateşi önce odayı sonra bütün evi yakmış. Üç ölü varmış. Duydum ama sobanın böylesine neden olabileceğini anlamlandıramadım.

Annem içeride. Eve girmeye çalışan görevliler var. Annem neden çıkmıyor bilmiyorum. Biz dışarıdayız. Annem bilsin isteyerek bağıra bağıra ağlıyorum, anne diyerek…

Ablamla konuşmaya çalıştı birkaç görevli, ihtiyacımızı sordu. Ablam, annemi söyledi. Sonra bana bakarak bot istedi, ayaklarım üşümesin istemiş. Kerime Hanım ve ailesi yanımızdaydı. Yemek, kıyafet, su, battaniye gibi ihtiyaçlarımız için bize yardımcı oluyorlardı. Ne olacağı hakkında hiçbirimizin fikri yoktu.

Köyümüzde toplam üç ev tamamen yıkılmış, bir ev yanmış, iki ahır altında hayvanlar kalmış, bizim ev ile birlikte ağır hasarlı beş ev varmış; annem hâlâ içerde, otuz altıncı saat… Dışarıda gözü yaşlı onlarca aile, içeride kurtarılmayı bekleyen on iki insan, biri annem ve ulaşılmış on altı cenaze…

Kırk dördüncü saat, ikinci gece. Görevliler annemi kurtarmak için çalışmaya devam ediyorlardı. Depremi hissedip bizim yanımıza gelmeye çalışırken enkaz altında kalmış annem, geç öğrendim. Birden annemin sesini işittim. Altı yedi görevlinin kucaklamasıyla enkaz altından çıkarttılar annemi, boyunlukla birlikte sedyeye uzanmış vaziyetteydi. Annemin gözyaşını gördüğüme, aslında yaşıyor olmasına sevindim. Bir de oğlum deyişi hâlâ kulaklarımda. Ablamla birlikte yanına koştuk annemin, üçümüz ellerimizi birleştirdik ancak annem zor nefes aldığı için uzaklaştırdılar bizi. Annemi bu hâlde gördüğüme nasıl tepki vermeliydim? İnsan yaşıyor olduğuna sevinirken nasıl yaşadığına da kıymet vermeli elbet. Peki, yaşıyor olmasının önüne geçmeli mi bu his? Annem yaşıyor. Ama desteksiz oturamayacakmış hiç.

İlk yetmiş iki saat bitti, kıymetliymiş. Köyde üç gün boyunca cenaze namazları kılındı. Depremin ilk gününün ardından çadır, battaniye, yemek, su, temizlik malzemeleri gibi ihtiyaçlar geldi, duydum ki köyümüze ulaşan malzemeler ülkemin her tarafındanmış, tespit edilen ihtiyaçlar doğrultusunda malzemeler sahiplerine dağıtıldı. O gece tedirginlik, kaygı, öfke, üzüntü, stres, pişmanlık, endişe gibi birçok duygu kapladı köyümüzü. Bu kara bulutun dağılması için çalışanlar vardı. En çok dikkatimi çeken ise elinde oyuncak ayısıyla konuşur gibi yapıp benimle konuşan görevliydi. Kısa bir sohbetten sonra yakın bir çadıra gittik. Kerime Hanım’ın oğlu ve görevli ile birlikte. Birçok çocuk, ellerindeki resim defterlerine bir şeyler çiziyordu. İki sandalye de boştu resim defterleri ile bizi bekleyen.

Yirmi yıl önce on iki yaşındaydım. Resim defterine çizdiğim resmim hâlâ hatıra kutumda saklı. Ne oğluma ne de eşime gösterdim çizdiğim resmi. Bir mezar taşı başında ablamı ve tekerlekli sandalyedeki annemi çizdiğimi ne anneme ne ablama söyledim. Babamı kaybettiğimi çok hatırlamasam da kaybetmenin ne demek olduğunu, arkadaşımın oyun sonrası evine gidişinden öğrendim. Bir deprem sonrası canını, ailesini, evini, hayvanlarını, malını, mülkünü, geçmişini ve hatta geleceğini kaybedenlerden öğrendim. Yaşamın kıymetini, yaşamak için alınacak önlemlerin önemini,  ölümle iç içe yaşamayı yaşadıkça öğrendim.

Bir gece, başlangıcı oldu bütün öğretilerimin. Mayıs ayının bir günü gece vaktinde doğduğumu anlatırdı annem, çok ağladığımı, babamın mutlulukla kucaklayışını, ablamın beni kıskanıp üç gün yanıma hiç gelmediğini ancak zamanla benden hiç ayrılmadığını anlatırdı. İslam’ın, ailenin, komşuluğun, millet olmanın, bu vatan topraklarında nefes almanın kıymetini anladım. O geceden sonra her gecemi not aldım unutmamak için. Bir de oyuncak ayısıyla yanımıza gelen görevliye dair teşekkürümü yazdım defterime, onunla geçirdiğim vakti, çizdiğim resimden yola çıkarak tutunduğum yaşamı… Güçlü yönlerimi yaşamı güçleştiren şeylere karşı öne sürdüm. Bir oyuncak ayı edindim, onunla konuştum; oğlumu oyuncak ayımla tanıştırdım, birlikte yaşamayı öğrendik. Bir gece başlangıcı oldu yaşamımın, bir gece yaşamaya başladım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir