OKURLARIMIZ NE OKUYOR?

Deruhte Dergi olarak sosyal medya hesaplarımızdan okurlarımıza “Şu sıralar neler okuyorsunuz?” sorusunu yönelttik. Sorumuza okurlarımızdan gelen bazı cevapları kitaplara dair küçük bir tanıtıcı yazı ile birlikte sunuyoruz.

BERNHARD SCHLİNK-OKUYUCU: Schlink Okuyucu’da, sade ve dolaysız bir anlatımla suç, ahlâk, vicdan, utanç ve sır sarmalı etrafında örülen baş döndürücü ve gerilim dolu bir hikâye anlatıyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası kuşağın Nazi dönemiyle hesaplaşması ve anne babalarıyla uzlaşma arayışı üzerine güçlü bir yorum.

CENGİZ AYTMATOV-TOPRAK ANA: Cengiz Aytmatov, o her zamanki berrak ve akıcı üslûbuyla bizleri, adeta insanları öğütür gibi harcayan savaş düzeneğinin yarattığı trajedilerle sarsıyor.

HASAN ALİ TOPTAŞ-KUŞLAR YASINA GİDER: Pırıl pırıl ışıyan Türkçesiyle Hasan Ali Toptaş, Kuşlar Yasına Gider’de romancılığına yeni bir boyut katıyor: anlatmıyor, söylemiyor; nefeslendiriyor.

HERMANN HESSE-HERMANN LAUSCHER: “Hermann Lauscher ismi bu kitapla ilk kez kamuoyu önüne çıkıyor. Lauscher’in yabancı bir isimle basılan yazıları, fazla geniş sayılmayacak belli bir okur kitlesince çok iyi bilinmektedir. Ne yazık ki bu dünyadan göçüp gitmiş yazar, sırrını açıklamamı ve ölümünden önce basılmış yazılarını kendisine mal etmemi yasaklamış bulunuyor.” (önsözden)

İSKENDER PALA-AKŞAM YILDIZI: İskender Pala’nın yetkin kalemi ve ustaca kurguya dönüşen hayal gücü, Göbeklitepe üzerine herkesi yeniden düşündürecek; Akşam Yıldızı kendi gerçekliği ile ezber bozacak.

JULES PAYOT-İRADE TERBİYESİ: “İhtiyar bir meşenin dibine oturarak İrade Terbiyesi’ni okumaya koyuldum. Okudukça içimde tahassür ve nedametle karışık müphem bir acı duymaya başladım. Kendi kendime, ah bu kitap on sekiz yirmi yaşlarımdayken elime geçmeliydi diyor ve geciktiğim için üzülüyordum” (Ali Fuat Başgil)

MESA SELİMOVİC-DERVİŞ VE ÖLÜM: Meşa Selimoviç, Derviş ve Ölüm’de mutlak dinî doğrular üzerine kurulu dünyasında yaşayan Mevlevî şeyhi Ahmed Nureddin’in, erkek kardeşinin suçsuz yere tutuklanıp idam edilmesinden sonra düştüğü derin karmaşayı resmediyor. Suç, ceza, adalet, din ve otorite kavramları çerçevesinde insanın ruh dünyasındaki çelişkileri, gelgitleri incelikle işliyor.

MİTAT ENÇ-UZUN ÇARŞININ ULULARI: Bu kitap, yüzyılımızın başlarındaki Türk toplumundan canlı kesitler sunmaktadır. Kahramanları esnaf, meczup, yarıcı yahut dul kadın gib, aklınıza gelebilecek her türden ve sıradan insanlardır. Hiç de öyle, saygıdeğer, çarşıdan geçerken, ayağa kalkılan şahsiyetlerden değildirler. Ancak, bu sıradan, hatta biraz çarpık tipler anlatılırken, öylesine sağlam ve sıcak bir insani ilişkiler ağı çizilir ki, o zayıf kişilikler, yaşanan acılar ve yoksulluklar, müthiş bir güzelliğin içindeki sevimli detaylar gibi kalır. Yazarın büyük ustalığı, her hikayeye adını veren tek tek kahramanların arka planına yerleştirdiği bu çerçevededir.

MUHAMMED EMİN YILDIRIM-İNSANİ İLİŞKİLERDE İLAHİ ÖLÇÜ: İnsanoğlu var edildiği günden beri Allah’ın birleştirilmesini emrettiği bağları korumak ile mükelleftir. Bu bağlar insanın diğer varlıklarla ve kendisi ile kurması gereken bağlardır ve dört ana başlık altında incelenmelidir. -İnsanın kendi nefsi ile ilişkisi, İnsanın Allah ile olan ilişkisi, İnsanın eşya (evren) ile ilişkisi, İnsanın insan ile olan ilişkisi. Tabi bu ilişkileri düzenleyecek genel kaynaklar ya doğrudan ilahi olamalı, ya da ilahi otoriteden yetki alan peygamberler olmalıdır.

NEŞE KUTLUTAŞ-COMPANERO ROSİTA: “Compañero Rosita”, dingin ve duru bir anlatımla demlenmiş bir belgesel roman. Heyecanını kaybetmeden sabrı telkin eden, acılara kafa tutarken gözyaşlarını hapsetmeyen inançlı ve inatçı Rosa’nın herkese anlatacak bir şeyi var.

ÖMER FARUK DÖNMEZ-HAMZA: Hamza, modernizmin tam ortasında yaşayan bir müslüman gencin trajikomik hikâyesi. Herkesin az çok bildiği siyasi, felsefi ve tarihi olaylar, kitapta, alıştığımız bağlamından koparılıp, şaşırtıcı bir üslup ve masalsı bir anlatımla yeniden kurgulanıyor. Yazar; mizahı ve edebiyatı açıkça ‘kullanarak’ aslında çağ ve İslam hakkında derin bir tefekküre çağırıyor okuyucuyu. Mesajdan da sanattan da vazgeçmiyor. “Mesele”sini anlatmak için; kurmacanın, bilinç akışının ve ironinin imkânlarından sonuna kadar faydalanıyor.

Deruhte Dergi

Deruhte Dergi, kendini içinde bulunduğu işin tamamından mesul görenlerden oluşur. Biz işin bir ucundan tutarak vicdanını rahatlatmayı başaramayanlarız. Edebiyatı umut ve kaygı ile seyrediyor ve bu kaygının diri tutulmasını umudumuz adına önemsiyoruz. Yazmayı salt ‘vakit öldürme aracı’ veya piyasaya(!) ürün sunma imkânı olarak görmemekte ısrar ediyoruz. Deruhte Dergi ekibi, ismiyle müsemma olmayı en büyük paye kabul eder.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir