ÖNCESİ

ne ‘uçurtma’ ne ‘rüzgar’ ne ‘yaşamak’ bildim ben

gökyüzüne astığım masallar laf u güzaf

fısıldasam solacak anıtlar suluyorum

yiğirmilik öfkemdir tenhalarda direnen

dışım çoksatan vitrin içim durgun bir sahaf

piyon vezir fil ve şah, mevsimler çoban matı

tahtaya bir tekme at bir tokat suratıma

ya oyundan geçeyim ya güzel yenileyim

iki kişi var hazır yazsın tüm vukuatı

divitleri düştüyü elleri yanılsama

takvimler yaprakları nöbetleşe yokluyor

bazı tökezliyorum güzergah bunca eğri

şaşkınlığım tam tekmil demek ki ölmemişim

uslanmadığım her yaş askıda sayıklıyor

kendözünden kaçışın kronolojik seyri

ÖNCESİ” için 4 yorum

  • 17 Eylül 2020 tarihinde, saat 20:03
    Permalink

    Kaleminize sağlık, derinliğin güzelliği bulaşmış kelimelere.

    Yanıtla
    • 20 Eylül 2020 tarihinde, saat 20:02
      Permalink

      Güzelliğin derinliği peşinden gittiğim bir şiir idi, teşekkür ederim,

      Yanıtla
  • 19 Eylül 2020 tarihinde, saat 22:42
    Permalink

    İlk satırın üçüncü dizesi bana “merhamet” nedir sorgulattı.

    Yanıtla
    • 20 Eylül 2020 tarihinde, saat 20:11
      Permalink

      Merhametli kardeşim, bu şiiri yazarken merhamet’i kolladım durdum ben de.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir