SAAT KURMA TALİMATLARINA GİRİZGÂH

Şunu düşünüyorum: Sana bir kol saati hediye ettiklerinde aslında çiçekli bir cehennem, güllerden bir zincir, bir açık hava hücresi hediye etmiş oluyorlar. Sana sadece saati vermiyorlar, doğum günün kutlu olsun, umarız bunu yıllarca kolunda taşırsın çünkü iyi bir marka, İsviçre malı ve yakut aksamlı; sana sadece bileğine takacağın ve yanında gezdireceğin o küçük taş yontma makinesini hediye etmiyorlar, sana kendinin yeni bir kırılgan ve riskli parçasını hediye ediyorlar -bunu bilmeden yapıyor ve adına hediye ediyorlar-, sana ait olsa da bedeninin bir parçasını teşkil etmeyen, kayışıyla bedenine bağlaman gereken ve çaresiz bir minik kol gibi bileğine tutunan bir şey hediye ediyorlar. Sana onu her gün kurma ihtiyacı, saat olmaya devam etmesi için onu her gün kurma mecburiyeti hediye ediyorlar; sana saatçi vitrinlerinde, radyo anonsunda, telefon servisinde saatinin doğru olup olmadığını kontrol etme takıntısı hediye ediyorlar. Sana onu kaybetme, çaldırma, yere düşürme ve kırma korkusu hediye ediyorlar. Sana onun markasını ve diğerlerinden daha iyi bir marka olduğunun garantisini hediye ediyorlar, sana saatini geri kalan diğer saatlerle kıyaslama eğilimi hediye ediyorlar. Sana bir saat hediye etmiyorlar, hediye edilen sensin, saatin doğum günü hediyesisin.

*Bu metin Julio Cortazar‘ın Bütün Öyküleri-2 kitabının Can Yayınları baskısı 33. sayfasından alıntılanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir