ŞAİR VE YAZAR VURAL KAYA İLE KÜÇÜREK ÖYKÜ ÜZERİNE

Uzun zaman oldu. Küçürek öykü üzerine bir soruşturmaya kalkışmıştım. Fakat tembellik ve çeşitli mazeretlerle bu soruşturma yarım kalmıştı. Sonra düşündüm de, neden devam etmesin ki?

Böyle dedikten sonra, Hece Dergisinde küçürek öykülerini okuduğum Şair Vural Kaya’ya sosyal medya üzerinden bir mesaj attım. Kendisi beni oldukça nazik karşıladı ve sorularımı titizlikle yanıtladı. Umarım ki bu soruşturma meraklılarını tatmin ediyordur. Benim için keyifli bir çalışmaydı, umarım okurken de aynı keyfi siz alırsınız. Buyurunuz efendim. Söz Vural Bey’de!

1)         Küçürek öykü sizce nedir?

Bu tanımlamayı yanılmıyorsam ilk kullanan, literatüre konuk eden Ramazan Korkmaz oldu. Küçürek ifadesi bence de şık duruyor. Ben önceleri bu tür öyküleri minimal olarak adlandırmayı daha çok yeğliyordum. Ben literatüre bir tanım katmak isteseydim adını Cıbır Öykü kordum. Gariban, yoksul, züğürt anlamındadır cıbır. Dünyada küçürek öykü için Cılız Öykü adlandırması da mevcut sonuçta. Kurgunun çelimsiz, zayıf oluşundan bu adlandırma yapılmış. Bunun gibi. Çok sözcük oyununa, sözüm ona isim konusunda aşırı deformasyoncu takılmaya da pek gerek yok hani. Biraz önce belirttiğim gibi Korkmaz hocanın küçürek tanımlaması gene de en hoş olanı şimdilik.

Küçürek öykü nedir, sorunuzun asıl maksadını cevaplandırmaya gelince. Uzun tanımlamalar yapılabilir. Bir Türkolog bunu derinlemesine teknik unsurlarıyla size açıklayabilir. Bu zaten akademik yahut müfredat bilgileri arasında var. Ve fakat bir sanatçı tanımlamasıyla özgün, yani benim nasıl gördüğüm ve sorunuza net karşılık gelecek cevabıma gelirsek küçürek öykü zorun eleğinden geçirilmiş kolay ve bir çırpıda ifade edilen şeydir. Sehl-i mümteni gibi. Söylendiğinde ilk etapta size kolay gelen şey, fakat bu kolaylık içerisinde bir öz barındırır, bir zorun süzgecinden geçmişlik barındırır. Ben küçürek öyküye bu açıdan bakıyorum. Aklımca en çok yakışan ifadesi de bu.

2) Küçürek öykü yazmaya nasıl ve ne zaman başladınız, buna nasıl karar verdiniz?

Affedersiniz ben evvela şairim. Şiirin imkânları ile küçürek öyküyle bir soylu akrabalık kurdum, diyebilirim. Uzun süredir küçürek öyküler deniyorum aslında. En az bir kitap olacak hacimde eski öykü denemelerim var. Çoğunu yırtıp attım yahut güncel deyimle sildim. Şimdilerde yeni yeni yayımlatmaya başladım. İyi mi yapıyorum, nasıl bir sonuçla karşılaşacağım bilmiyorum. İşin gerçeği korkularım da yok değil hani. Fakat ne olursa olsun yazmaya devam etmesem, yayımlatmasam içimde kalacaktı. Ustalıkla bunu başarabilmeyi çok isterim gelecek açısından söylemek gerekirse. Hem de çok isterim. Bundan sebeple küçürek öyküye söz veriyorum, ilhamla, iç sesle yetinmeyecek çok çalışacağım.

3) Küçürek öykülerinizi oluştururken nasıl bir yol izlersiniz?

Belleğimdeki geçmiş izleri yokluyorum. Gözlemlemelerimle konuşuyorum. Şiirin kıyıcığında duran metaforik hallerle hasbihal ediyorum. Bütün bunlar bazı çalışmakla ve üzerinde durmakla bir yol gösteriyor bazı da bir ilhamla bir final patlamasını bana bahşediyor. Tam olarak anlatamıyorum ve fakat bu hallerin her biri mutlaka etken. Ayrıca küçürek öykü sularında gezinmemde beni asla yalnız bırakmayan şeyin şiirsel bakış açısı olduğunu net ifade edebilirim. Şiirle soylu akrabalığım olmasa küçürek öykü eğilimim de olmazdı, olamazdı zannediyorum.

4) Küçürek öykülerinizde en çok hangi hususa dikkat edersiniz?

Şiirle olan ince ayrımına dikkat etmeye çalışıyorum en çok; küçürek öykü ile şiirin imkânlarının sunduğu yazı değeri en ciddi husus benim için. Elbet küçürek öykü için salt şiirsellik yeterli değil. Çok sözcükle anlatılabilecek şeyi en kısa biçimde ve çarpıcılığı da sunuma katarak ortaya koymalı. Katı kuralları yok bu tarz yazın uğraşının fakat kurallar olursa da bir hendese oluverirdi zaten. Olmaması iyi. Metaforik anlatım şekli, çarpıcılık, işte bu diye iç geçireceğimiz bir söyleyişin yakalanmış olması. Bütün bunlar küçürek öykünün kapsamında durur.

5) Küçürek öykülerinizi oluştururken size ilham olan şeylerden bizlere bahsedebilir misiniz? Örneklendirmeniz bizler için çok faydalı olacaktır.

Yaşanmışlıklar benim için birinci dereceden besleyici unsur. Ben hayatta öykü gibi yaşamış çok insanla karşılaştım yahut bir vesileyle bazılarıyla da tanıştım. Onlarla hasbihalim oldu. Yaşanmışlıkları kendi dünyamda yoğurmaya ve bir kıvama getirmeye çalışıyorum. Onları az sözcükle öyküleştirme gayreti güdüyorum. Bunun için de en çok geçmişime başvuruyorum. Çocukluğum mesela beslendiğim en iyi mümbit pınarların başında gelir. Şu an sizin sorularınızı cevaplarken nasıl bir tutum sergiliyorsam küçürek öyküye bakışım da öyledir. Dikkat ederseniz ahkâm kesmiyorum, içimden geldiği gibi konuşuyorum. Çok teknik ve afilli sözcüklerle tarif etmeye yahut anlatmaya kalkışmıyorum. Bu yapay geliyor bana. Küçürek öyküde de bunu uygulamaya çalışmak niyetindeyim. Sözcükleri sündürmekten kaçınacağım daima. Anlatıyı edalı tavırla sunmak niyetinde hiç değilim. Yalınlığa, açıklığa ve metafora yani şiirselliğe yaslayacağım. Bu bundan sonraki küçürek öykü çizgim olacak aynı zamanda.

6) Diğer türlerin de küçürek öykü ile bağını merak ediyoruz aslında. Fakat daha spesifik bir soru olması açısından; küçürek öykü ile kısa öykü arasındaki ilişkinin nasıl olduğunu düşündüğünüzü öğrenmek isteriz.

Mesela dünyadaki küçürek öykü tanımalarından biri de şu: bir sigara içimi öyküler. Böyle de tarif edilmiş. Kısa öykü diye tarif edebileceğimiz öykülerin bazıları da evet bir sigara içimi kadar sürebiliyor ve fakat kasıt daha başka sanırım. Daha spot öyküler. Reklam metinleri gibi düşünelim. Siz bir reklam metni yazsanız kısa öyküdeki kadar da işi uzun tutmayacak hemen bir nokta atışı tespit etmeye gayret edeceksiniz değil mi? Bunun gibi işte. 10 saniye, bilemedin 20 saniyede mesele anlatılmış ve maksat hasıl olmuş olmalı. Paketlenmiş, zipli gönderi dosyaları gibi. Çok güncel ve bayağı bir ifade gibi ama öyle. Günümüz insanının sabırsızlığına, aceleciliğine, modern ve hız aklına daha uygun metinler küçürek öykü olarak yerini bulacak sanırım.

7) Vural Kaya bir şair. Ebabil ve Hece Yayınlarından çıkan şiir kitaplarınız ve şiir üzerine bir bloğunuz var. Öykü yazarken şair yönünüz tesirli oluyor mu? Yani küçürek öykü ile şiir birbirine benziyor mu? Ya da iki tür arasında bağ kurmak mümkün müdür?

Küçürek öykü ile şiirimiz soylu akrabadır. Bundan da ötesi var mı? Var. Ben, şiirlerimde de zaman zaman destansı yahut tahkiye unsuru barındıran bir çerçeve de çizmişimdir. 

İspanyol Paça, Çocukluğum da Öldü Dayımla, Dersimli Mıkdat Meseli, Ilgazlı Bekir Meseli gibi destansı öyküleme formunda şiirlerim küçürek öyküye yaklaşık durmamı sağlayan ürünlerim oldu, diyebilirim.

8) Küçürek öykü veya öykü -hatta daha genel olarak- yazmaya yeni başlamış veya hevesli gençlere neler önerirsiniz? Okumalarını önerdiğiniz yazarlar ve kitaplar nelerdir?

Bana göre küçürek öykünün tanımı uzun anlatıların sabırla öğrenilmesinden geçer. Gogol’un uzun tasvirlerle işlediği romanlarından başlamalı gençler. Biz modern ve aceleci bir dünyada yaşıyoruz diye küçürek öykü okumaları da yazmaları da bir başlangıç noktasında tutulmamalı. Önce uzun romanları nitelikli uzun öyküleri, sağlam şiirleri tanımalı iyi bir okur. Kazancakis’in uzun ve tadına doyamayacakları anlatımlarını, Tolstoy’un içli ve samimiyet dolu seslenişlerini, Kafka’nın çarpıcılığını, Andre Gide’nin sağlam anlatı ustalığını, Dostoyevski’nin iç dünyasının çarpıcı şekilde kâğıtlara dökülüşünü öncelikle izlemeli, seyretmeli genç okur. Uzun ve sabır isteyen metinleri, klasikleşmiş anlatıcıların anlatılarını özümsemeli öncelikle. Sonrası kolay. Dünyada ve ülkemizde küçürek öykünün çok iyileri var. Onları da bu yola girdiklerinde hayretle ve dehşet verici bir keşifle zaten kendileri keşfedeceklerdir.

Vural Kaya kimdir?

Şair ve yazar. 1975 yılında Konya Seydişehir’de dünyaya geldi. İlkokulu Seydişehir’de, ortaöğrenimini Konya’da tamamladı. Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden 2003 yılında mezun oldu. Ardından 2007 yılında Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde “Cahit Zarifoğlu’nun Çocuk Kitaplarında Temel Değerler” konulu teziyle yüksek lisansını 2007 yılında tamamladı.

Edebiyat ve sanat çalışmalarına lise yıllarında başladı.   Üniversite yıllarında Turnusol Edebiyat dergisini çıkarttı.

İlk şiiri 1995 yılında yayımlandı.

Üniversite hayatında tek sayı süren Turnusol Edebiyat dergisini çıkarttı.

Bumerang Kültür Sanat Dergisinin (3 sayı) editörlüğünü yürüttü.

Dergâh, Hece, Kaşgar, Karagöz, Kökler, Kırağı, Aşiyan, Çerağ, Mahalle Mektebi, Aşkar, Edebiyat Ortamı, Ücra, Edebiyat Sokağı, Kırklar, Kırknar, Bumerang gibi edebiyat-sanat dergilerinde şiir, eleştiri ve denemeleri yayımlandı.

Şiir kitapları ve çocuklar için yazdığı eserleriyle bilinmektedir. Şiir üzerine zaman zaman değerlendirme ve eleştiri yazılarıyla da modern şiirimize katkı sunmaya devam etmektedir.

Beyaz Bulut Çocuk dergisinin uzun süre şiir editörlüğünü üstlendi.

2012-2013 yılları arasında Diyanet Çocuk dergisinin koordinatörlüğünde bulundu.

Yayıncılık, editörlük, sanat yönetmenliği, düzeltmenlik gibi alanlarda da çalışmalarına devam etmektedir.

Ülke çapında yüzlerce okulda çocuklar ve gençlerle söyleşti.

Türkiye Yazarlar Birliği tarafından, “Kuşların Kalbine Dokunmak” isimli eseriyle 2016 yılında çocuk edebiyatı ödülüne layık görüldü.

Siirdenyana.com sitesinin sahibi ve yönetmenidir.

ESERLERİ

Şiir: Renga (Şiir, Ebabil Yayınları), Cezbede Bir Narsist (Şiir, Ebabil Yayınları), Arınma Festivali (Şiir, Ebabil Yayınları, Ankara), Uçurumlar Bestecisi (Şiir, Hece Yayınları), Vaktinde Firar (Şiir, Hece Yayınları, Ankara), Kuşlar Attâya Gider (Çocuk Şiirleri, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları), Kumbarama Dolan Şiirler (Çocuk Şiirleri, Çimke Yayınları), Çocuklar Gibi Güzel Şiirler (Çocuk Şiirleri Antolojisi, Üç Elma Yayınları), Bir Şiir Sana Bir Şiir Bana (Toplu Çocuk Şiirleri, Nar Yayınları), Mesnevi’den Seçmeler (Şiirli Hikâyeler, Nar Yayınları)

Deneme: Kuşlar Benekli Gökyüzü (Deneme, Kayalıpark Yayınları), Kuşların Kalbine Dokunmak (Deneme, Salıncak Yayınları, İstanbul & Kayalıpark Yayınları), Ben Çocukken (Deneme, Kayalıpark Yayınları), Çevre Bildirisi (Manifesto-Deneme, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları), Ramazan Bildirisi (Manifesto-Deneme, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları), İyilik Bildirisi (Manifesto, Deneme, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları), Merhamet Bildirisi (Manifesto-Deneme, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları)

Sinema: Türk Sinemasında Konya (Konya İl Kültür Müdürlüğü Yayınları)

Biyografi: Kutlu Peygamberim (Siyer-Anlatı, Nar Yayınları), Akif’im (Biyografi, Kayalıpark Yayınları, Konya,  Kişisel Yayın), Necibcik (Kayalıpark Yayınları, Konya, Kişisel Yayın), Aliya, Aliya İzzetbegoviç (Kişisel Yayın, Ankara), Mehmet Akif İnan (Kişisel Yayın, Ankara), Malcolm X (Kişisel Yayın, Ankara), Bir Bakışta Hz. Muhammed’in Hayatı (Manolya Yayınları), Çocuklar Gibi Güzel Öyküler (Çocuk Öyküleri Antolojisi, Üç Elma Yayınları), İyilik Bahçesi (Peygamberimizin Anlattığı Hikâyeler, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları), Hilali Görmek, Türk Edebiyatında Ramazan Hikâyeleri (Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları)

Masal: Çocuklar Gibi Güzel Masallar (Çocuk Masalları Antolojisi, Üç Elma Yayınları)

Hakkında: Bürokratik Türk Şiiri / Şiirini Ele Geçir /, Osman Özbahçe; (Gerçek Hayat, sayı 497, 30 Nisan 2010), Vural Kaya / Akranımdır Şiirsel Analizci!, Bülent Keçeli; (Ücra Dergisi, sayı: 36), Doksanlardan Doksanlara Gelenler, Osman Özbahçe; (Karagöz Şiir Temaşa Dergisi, Sayı: 36), Çocuklar İçin Edebiyatta Yeni Bir Soluk: Vural Kaya, Mustafa Aldı; (http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=895), Cevat Akkanat “Sekreteryası Bozuk Dünyanın” (dunyabizim.com,  03.07.2009),  İçeriği Dışlayan Şiir: Renga, Evren Kuçlu; (Karagöz, Şubat – Mart 2008,  sayı 1), Kapkara fetişleri Amerika’nın, Turan Karataş, (Yeni Şafak Kitap, 02.01.2008),  O, şair olmakla birlikte tam bir şiir âşığıdır da, Ömer Yalçınova; (dunyabizim.com, 04 Temmuz 2013).

Deruhte Dergi

Deruhte Dergi, kendini içinde bulunduğu işin tamamından mesul görenlerden oluşur. Biz işin bir ucundan tutarak vicdanını rahatlatmayı başaramayanlarız. Edebiyatı umut ve kaygı ile seyrediyor ve bu kaygının diri tutulmasını umudumuz adına önemsiyoruz. Yazmayı salt ‘vakit öldürme aracı’ veya piyasaya(!) ürün sunma imkânı olarak görmemekte ısrar ediyoruz. Deruhte Dergi ekibi, ismiyle müsemma olmayı en büyük paye kabul eder.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir