TERAZİ VAR TARTI VAR

Mevsim yaza yaklaşmış, havalar ısınmıştı. Bütün çocuklar sokakta birlikte oyun oynarken içlerinden biri evinde mışıl mışıl uyumaya devam etmişti. O kişi uykuyu en sevdiği oyuncağından bile çok seven, Mehmet’miş.

Mehmet odasından çıkmadan hatta yatağından kalkmadan bütün günü uyuyarak geçiriyormuş. O günde uykuya kırmızı arabasına sarılır gibi sarılmış yatmaya devam etmişti. Öğlen geçmiş, ikindi bitmiş ve akşam vakti girmişti ama Mehmet hala yatağında tembellik yapıyordu ki, yatağında bir sağa bir sola döndükten sonra sıkılıp kalkmıştı. Ellerini iki yana açıp, iyice esnedi sonra saate baktı. Hemen pencereye koşup perdeyi çekti. Sokakta oynayan kimseyi görmeyince üzüldü. Oyun saatini yine kaçırmıştı. Üstündeki pijamalarıyla odasından çıkıp annesinin yanına gitti. Bütün aile salonda oturmuş sohbet ediyorlarken:

“Kahvaltı yaptınız mı?” demişti. Annesi ona dönüp:

“Kahvaltı sabah yapılır Mehmet, şimdi meyve zamanı.”

Mehmet:

“Meyve mi?”

Dedesi:

“Evet, meyve evladım. Biz akşam yemeğini yedik.”

Babası:

“Sen beni uyandırmayın deyince karışmadık. Üzülmedin değil mi?”

Deyince Mehmet başını iki yana sallayıp mutfağa gitti. Mutfağa girmesiyle burnuna çok tanıdık bir koku gelmişti. Hangi yemeğe ait olduğunu düşünüp bulduktan sonra heyecanla yerinde zıplayıp:

“Yaşasın, anne pizza mı yaptın?”

Demişti. Annesi ona gülümsemiş sonra da:

“Evet, ama hiç kalmadı maalesef. Biz akşam yemeği vaktinde hepsini yedik.”

“Hiç mi kalmadı yani?”

“Kalmadı tatlım ama yarın, akşam yemeği vaktinde senin çok sevdiğin köfte patates yapacağım.”

Deyince Mehmet yerinde sevinçle zıplarken, annesine teşekkür edip odaya geri dönmüştü. Herkese yarın yapılacak yemeği anlatırken dedesi yorgun gözlerle ona bakmıştı. Babası:

“Senin adına çok sevindim.”

Demişti. Annesi meyveleri getirince Mehmet elini tam meyveye uzatacakken elini yüzünü yıkamadığı aklına gelince, elini yüzünü yıkamaya gitmişti. Banyodan çıktıktan sonra ıslanan üstünü değiştirmiş en sevdiği kıyafetini giyip odaya dönmüştü ki birde ne görsün. Meyveler yenmiş, çok az kalmıştı. Tabaktaki son dilimi eline alıp yerken, dedesi:

“Bugün çocuklar çok güzel oyunlar oynadılar.”

Babası:

“Evet, hem de akşam ezanına kadar.”

Deyince Mehmet üzgünce başını eğmişti. O uyurken arkadaşları en güzel oyunları oynamış, annesi en sevdiği yemeği yapmıştı ama o bütün gün uyuduğu için hiçbirini görememişti. O da diğerleriyle oynamak, akşam ezanında eve gelmek ve ailesiyle güzelce vakit geçirmek istemişti. O kendi kendine düşünürken dedesi:

“Bugün imam çok güzel bir ayeti okudu bize. Size de anlatayım olur mu?”

Demişti. Anne ve babası başıyla onaylayınca dedesi:

“ İmam bize bugün Furkan suresinden bir ayet okudu. Ayette diyordu ki ‘ Allah (cc), geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır.’ diyordu.”

Babası:

“Yani vakti nasıl kullanmamız gerektiğini anlatıyor. Gündüz çalışalım, oynayalım; gece dinlenelim.”

Deyince Mehmet ne yapması gerektiğini anlamış ve annesine:

“Anne beni yarın sabah kaldırır mısın? Bende arkadaşlarımla oynamak istiyorum. Akşam da hep birlikte köfte yeriz.”

Deyince dedesi başını okşamış sonra da:

“Aferin benim güzel torunuma. Ne demiş büyüklerimiz ‘terazi var, tartı var; her şeyin bir vakti var.’ biz her şeyi vaktinde yaparsak o zaman bizde arkadaşlarımız da mutlu olur, hep beraber mutlu mutlu yaşarız.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir