ÜÇLER’İN GURBETÇİSİ EVA DE VİTRAY MEYEROVİTCH

O gün sabah yürüyüş için farklı bir rota tayin etmiştim. Yürüyüşümü Üçler Mezarlığı’nda yapacaktım. Üçler Mezarlığı Mevlana’nın yanı başında birçok değerli şahsiyete ev sahipliği yapan bir kabristan. Uzun yolları, yolun iki yanındaki ağaçları ve ağaçların arasından güneşin süzülüp gelen ışık huzmelerinin en güzel hâliyle yoluma düşmesiyle birlikte, tatlı bir huzur kaplar içimi nedense her gittiğimde. Bu yüzden fırsat buldukça gitmeye çalışırım Üçler’e. Aslında her gittiğimde çok da değişiklik yapmadan aynı duraklarda soluklanır, ufak bir gezinti yapar ve banklarda oturup ufak bir tefekkürden sonra dönüş için harekete geçerim. Fakat görünen o ki bu sefer uzun soluklu bir beraberlik olacaktı. Sabahın erken saatleri sayılacak bir vakitte kapıyı usulca çekip yola revan oldum. Hızlı adımlarla, bir solukta Üçler’e ulaştım. Ortalık çok sakindi. Benden başka kimsecik de yoktu görünürde. Hava ise şairin de dediği gibi “Güzel bir günü, güneşli bir günü hiçbir şeye değişmem.” dedirten cinstendi. Ve nihayet kuş sesleri eşliğinde yürüyüşüme başladım. Bu sefer kabristanın farklı sokaklarına, daha önce hiç ayak basmadığım alanlarına gidecektim. Bu şekilde o günkü yürüyüşümü tamamlamış olacaktım. Heyhat istediğim gibi olmadı. Bazen mezar taşlarının bana fısıldadıklarını, söylemek istediklerini duyabilmek için ara sıra yavaşlamam, bazen de duraklamam gerekecekti. Kimi zaman hızlandığım kimi zaman yavaşladığım yolculuğum sırasında bir mezar taşı gayri ihtiyari dikkatimi çekti. Mezar taşının üzerinde “Prof. Dr. Eva de Vitray Meyerovitch, Havva Hanım ruhuna Fatiha” ibaresi yer alıyordu. Hemen üstünde ise “Müslüman olup, hidayete erdi Lütfullah ile. Himmet-i Mevlânâ ile pek çok hizmetler eyledi. Dilerim ukbâda şereflenir Cemâlullah ile.” yazıyordu. Hazine bulmuş kadar sevindim nedense. İsmini unuturum kaygısıyla mezar taşının fotoğrafını çektim hemencek. Maksadım eve döner dönmez internetten bu ismi araştırıp eğer kayıtlar var ise hayat hikâyesini öğrenmekti. Düşündüğüm gibi de yaptım.

Eve varır varmaz araştırmaya başladım. Önüme bir dolu bilgi çıkıverince, yeni bir dostla tanışmanın heyecanıyla; ulaşabildiğim her bilgiyle birlikte yüreğimin sevinçle, şaşkınlıkla ve hüzünle karışık seslerini kısıp bu güzel insana odaklandım. Eva de Vitray Meyerovitch  1909 yılında Paris’te aristokrat dindar bir ailede dünyaya gelir. İlk olarak rahibe okuluna gider. Daha sonra bu durumdan memnun değildir ki devam ettirmez ve hukuk fakültesinde okur. Başarılı bir öğrenci olarak okulunu tamamlar. Fransa’nın en büyük araştırma merkezi olan, İlmî Araştırmalar Milli Merkezi’nde Fizik Bölümü Daire Başkanlığı’na atanır. Tam da o sıralar Muhammed İkbal’in Mevlana’dan bahseden “İslam’da Dinî Düşüncenin Yeniden İnşası” adlı eseriyle karşılaşır ve okur. Bu kitap onun dünyasında farklı bir ufkun açılmasına öncülük eder. Bu açılış Muhammed İkbal’in birçok kitabını İngilizce’den Fransızca’ya tercüme etmesine de vesile olur. Bu süreçte Müslüman olmayı düşünür fakat bir türlü kalbi mutmain değildir. Ve bir gün “Ey Tanrım! İslam’a gireyim mi girmeyeyim mi? Bana bir işaret ver.” diye dua eder. O gece rüyasında mezar taşında Eva adının Arapça “Havva” olarak yazıldığını görür. O sabah uyandığında artık kalbi tamamen mutmain bir şekilde Müslüman olur. Müslüman olduktan sonra birçok İslam ülkesine gider. İstanbul’a gittiğinde ise bir vesileyle Galata Mevlevihanesi’ne yolu düşer. Orada gözü bir mezara takılır bu mezar onu çok şaşırtır “Bir baktım, üç yıl önce rüyamda gördüğüm mezar taşımın aynısı orada.” diye bahsettiği mezar Havva isminde bir kadına aittir. Mezarlık ise Mevlevî hanımların mezarlığıdır. Çok etkilenir, gözleri yaşarır ve kendi kendine “Sen Mevlevî olacaksın.” der. Bir Mevlana hayranı olan Eva De Vitray hanımın Konya’ya gelmesi kaçınılmazdır. Öyle ki Konya’yı “Ben bir Konyalıyım, kendimi de Türk hissediyorum.” diyecek kadar benimser ve daha da ötesinde sen benim manevi oğlumsun dediği Prof. Dr. Abdullah Öztürk beyefendiye: “Ne olur ben ölünce Konya’da Mevlana’nın arkasında mütevazı bir mezarlığa defnedilmemi sağla.” diye de vasiyet eder.

24 Temmuz 1999 tarihinde vefat eden Eva De Vitray Hanım’ın bu vasiyetini yerine getirmek yazılı bir beyanı olmadığı için uzun sürecektir. 1989 yıllarında Selçuk Üniversitesi’nde yaptığı bir konuşma sırasında, basın önünde Konya’da gömülmek istediğini sözlü olarak beyan etmesine ve bunun yerel gazetelere yansımasına vesile olan Prof. Dr. Abdullah Öztürk beyefendi, Eva De Vitray hanımın oğullarına yazdığı mektuplarında izin alabilmek için onun bu beyanını delil olarak sunar. Takdire şayan uğraşlar sonucunda en nihayet yaklaşık dokuz yıl sonra  vasiyeti gerçek olur ve naaşı alınıp Konya’ya getirilir. Mevlana’nın hemen hemen tüm eserlerinin Fransızca’ya tercüme eden Eva De Vitray hanım Mevlanasına bu zorlu serüvenin sonucunda kavuşur.

Aslında ben, her ne kadar başlıkta Üçlerin gurbetçisi desem de o kendisini bir Konyalı olarak görür ve bunu konuşmalarında yeri geldikçe sık sık vurgular. Son olarak mânevî oğlumsun dediği Prof. Dr. Abdullah Öztürk beyefendinin haklı bir serzenişinden de bahsetmeden edemeyeceğim. Çok haklı doğrusu, nitekim ben de Üçler’in müdavimi olmama rağmen böyle muhtereme bir hanım efendinin varlığından haberim yoktu ve belki de o gün tevâfuken kabrine rastlamasaydım hiçbir zaman da olmayacaktı muhtemelen. Bu açıdan baktığımda, kabrinin kolay bulunabilmesi ve böyle bir hanımefendinin varlığından haberdar edilmesi açısından işaret tabelalarının yerleştirilmesinin elzem olduğunu düşünüyorum naçizane.

Vesselam…

Deruhte Dergi

Deruhte Dergi, kendini içinde bulunduğu işin tamamından mesul görenlerden oluşur. Biz işin bir ucundan tutarak vicdanını rahatlatmayı başaramayanlarız. Edebiyatı umut ve kaygı ile seyrediyor ve bu kaygının diri tutulmasını umudumuz adına önemsiyoruz. Yazmayı salt ‘vakit öldürme aracı’ veya piyasaya(!) ürün sunma imkânı olarak görmemekte ısrar ediyoruz. Deruhte Dergi ekibi, ismiyle müsemma olmayı en büyük paye kabul eder.

2 thoughts on “ÜÇLER’İN GURBETÇİSİ EVA DE VİTRAY MEYEROVİTCH

  • 22 Ocak 2021 tarihinde, saat 06:06
    Permalink

    Bu güzel isimle bizi tanıştırdığın için teşekkür ederiz Eslem yavcusar kardeşim

    Yanıtla
  • 23 Mart 2021 tarihinde, saat 12:09
    Permalink

    Yazı harika ve Mevlanayı çok okumamıza rağmen bilmediğimiz bir mevlana aşığı hanımefendi ile tanışmakta güzeldi ayrıca teşekkürler

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir