YORGANA İNEN BIÇAK

Odaya girip üstünü değiştirdi, perdeleri çok az ışık girecek şekilde kapattı. Yavaş yavaş yatağına sokuldu, küskün bir kadını kızdırmadan yanına sokuluyormuş gibi davrandı. Yastığa başını koyup en rahat yeri bulmak için biraz uğraştı, daha sonra dizlerini göğsüne doğru çekip ayaklarıyla yorganı altına aldı. Yeni yıkanmış nevresim kokusunda çocukluğuna gitti, sola doğru uzanmış şekilde sağ eliyle yorganın ucundan tutup boynuna doğru bastırdı, yavaş ve derin nefesler alıyordu.  Pazar gecelerine gitti hayalleri, küçükken nevresimler pazar geceleri değişir, o rahat ve şeker kokuyla uykuya dalardı. Sabah okul üniforması yeni yıkanmış olduğu için ütülenmesini beklerdi, hazır olunca yorganın altından çıkar, sabah ayazı göğüs kafesini çatlatmadan formayı giyerdi. Sıcak ve deterjan kokusu birkaç saniye Babil’in bahçelerinde gezdirirdi onu…

Bu anılara kafası takılmış olacak ki yatağın sol tarafından doğrulup kendini sırtüstü bıraktı, tavana bakarken her an kavga çıkması beklenen bir olayın ortasında gibiydi, duvar gözlerini dikmiş ona bakıyordu. Kavgadan kaçmak isteyen bir genç gibi başka tarafa gözlerini devirdi.  Eski aşklar geldi aklına. Lise zamanları sesinin gür, fikirlerinin kısık olduğu zamanlar. “Şu kıza aşık olmam saçmaydı, şu kavgada bir yumruk da ben atsaydım, fiyatlar ucuzken şuradan arsa alsaydım, bizim ülkenin hali ne olacak?“ Kaçmak isterken kendini başka bir kavga içinde buldu. Gece ona acımasızca davranıyor, gittikçe derinlere inip zihninin temellerini yumrukluyordu. Kanlar içinde çıktı bu kavgadan, zor nefes alıyordu bunları düşündükçe.

 Tekrar sola doğru döndü, yatak epey ısınmıştı ve kaloriferler de iyi yanıyordu. Önce kollarını dışarı çıkardı, biraz soğuk geldi dışarısı bu yüzden içeri aldı kollarını, iki ayağını dışarı çıkardı, ilk başta iyi geldi bunu yapmak, sonra bundan da rahatsız oldu. Daha sonra sadece sağ bacağını dışarıda bırakıp, sol ayağının yanında biraz açıklık bırakarak hava geçişini sağladı, biraz sıcak bastığı için yorgana sarılamıyordu artık ama nevresimin kokusunu da almak istiyordu. Bunu da başının sol yanını yastığa emanet edip, burnunu da yastığa eğimli şekilde bırakarak halletti, kollarını yorganın kenarlarına doğru açtı ve işte ideal pozisyonu bulmuştu, “ölü kelebek” şeklini almıştı. Kolları yorganın iki köşesine açıldığı için kelebek kanadı gibi, bacakları da ufacık çıktığı için yukarıdan bakınca ölmüş kelebek cesedi gibi gözüküyordu. Belki de tavan öldüğünü düşündüğü için yumruğunu indirmişti artık. “Heh, tamam, şimdi uyuyabilirim.” dedi içinden. Yavaş yavaş bayılıyordu nevresim kokusuyla, ruhunun bedenden çıkışını hissediyordu. Tam “Rahatladım! Attım şu üstümdeki kabuğu!“ diyecekti ki mesanesi bir telaşla uyandırdı onu ve söverek banyoya gitti. Geri geldi, aynı uyku pozisyonunu bulmaya çalıştı ama çoktan kaybetmişti yatağın güzelliğini. Biraz döndü yatağın içinde, kendini yeniden tanıttı yatağa ve yorgana.  En son sağ tarafına doğru yatmaya karar verdi. Hem bu şekilde kalbine baskı olmayacak hem de sünnete uymuş olacaktı.

 Biraz bu şekilde uyumaya çalıştı ama arkası cama taraf kaldığı için her türlü tehlikeye karşı çaresizdi. Camdan girecek bir hırsız onu kolayca alt edebilirdi, sol tarafına doğru yatsa kapı arkasında kalıyordu, kapının önündeki koridorun ışığı açıktı, ışık açık olduğu için bu bölgeden hırsız tehdidi yoktu. Peki ya küçükken annesinin bahsettiği cinlere nasıl önlem alacaktı? Işık onları da caydırır mıydı? Kapana kısılmış gibi hissetti.  Camdan hırsız giriyor, ışığın altından da cinler hücuma kalkmıştı. Yorganı başının üstüne çekip sabaha kadar direnecekti. Hırsız bıçağı indiriyor, yorgan bıçağı büküp kör ediyordu. Cinler ise hücum ediyor, yorgan bir “hu” çekince hepsi toz oluyordu. Bu korkuyla yorganın altından kılını dahi çıkarmadı. Sabah oldu, çıktı siperin altından, etrafa baktı. Barut kokuyordu oda, mesanesi acil çağrı yaptı, banyoya gitti…

Deruhte Dergi

Deruhte Dergi, kendini içinde bulunduğu işin tamamından mesul görenlerden oluşur. Biz işin bir ucundan tutarak vicdanını rahatlatmayı başaramayanlarız. Edebiyatı umut ve kaygı ile seyrediyor ve bu kaygının diri tutulmasını umudumuz adına önemsiyoruz. Yazmayı salt ‘vakit öldürme aracı’ veya piyasaya(!) ürün sunma imkânı olarak görmemekte ısrar ediyoruz. Deruhte Dergi ekibi, ismiyle müsemma olmayı en büyük paye kabul eder.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir