ZOMBİ GÜNLÜKLERİ I

(Kör Dövüşü)

Kaldırım kenarındaydım. Aksak bir ritim tutturmuş, ağır adımlarıyla yürüyen kırmızı kare gömlekli ellilerinde bir amca, kırışıklarını ütülemeye çalışmış birkaç sosyete teyzenin biz hala buradayız gülüşleri, tütün tabakasından aldığı sigarasını dudaklarına hapsolmuş bir türlü çıkaramadığı sancısı ile birlikte içine çekip üfleyen bir genç, patilerini temizleyen tekir kedi, döner kokusu, araba hırıltısı ve biraz daha et kostümlü bedenlerin yürüyüşü…

Kısacası hayat, çeşitli yaşamlar ile akıyordu. Bu akıntıda muhakkak en calib-i dikkat şey; her bir yaşamın kendini anlamlandırırken diğer varoluş alanlarını da anlamlandırmak zorunluluğunu göz ardı edip sadece kendi varoluş ve istikballeri için hareket etmesiydi. “Ben” merkezci yaşam.

Çağımızın en dik hayaleti. Kusursuz ve amiyane. Hodbin, hodendiş, hodfikirli, hodgam, hudperest…

Farkındalığımın bu denli titreştiği vakit her zaman dışımdan içime düğümlenip, soyutlanırım. Yine öyle oldu. Kulaklığımda kulaç atan karıncalı kırk beşlikler ile ruhumun kentinde dolanmaya başladım. Ruh tapınağımda bu hafta ne yazıyor diye yaklaştım. Ne göreyim. Tövbe notlarım yazılı. Saf isteyişlerimin yaşamıma tezahürünün olmama sebebi bu notlar olsa gerek. Dikkat etmeliyiz azizim, dikkat.

Niye bu kadar darmadağın kentim, söyle ben içre ben? 

İç Ben: Dilsiz bir tarifçi ile kör bir haritacının işi efendim.

Ben: Acının işi desene.

İç Ben: Hâlâ mı efendim?

Ben: Unuttuğumu zannediyordum. Meğer sadece üst aklımdan uzaklaşmış.

İç Ben: Buda bir başarı değil mi efendim? Komple unutacağınızdan eminim. Bir de affınıza sığınarak söylüyorum nasıl başardınız üst akıldan uzaklaştırmayı?

Ben: Ben ve mana buluştuk. Ardından kafiyesini unutmuş şiirler ile uğraştık. Bunun üzerine bir de ezgi dilli bülbül taifesi ve ilham papağanlarıyla ortak dert notaları yaktık.

İç Ben: Efendim, tekâmülünüz yine varlık âleminden öteye geçmiş.

Ben: Nefis talebeliği dostum, nefis. Neyse boş ver şimdi beni. Sen ortalığı topla biraz. İkinci şansı hak eden birkaç kişi beklemedeydi. Onları hatır terazisine koy ağır basarlarsa hatıralarıyla ilişkilendirip yolla bana.

İç Ben: Hay hay üstadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir